Peki, ihtiyaç sebebiyle açtığı tahliye davasını yerel mahkemede kazanıp istinafta kaybeden bir ev sahibi, binanın riskli yapı ilan edilmesiyle nasıl bir yol izlemeli? Yeni bir dava açmak şart mı, yoksa süreç idari olarak mı çözülüyor?
Riskli Yapı Raporu Her Şeyi Değiştiriyor
Mülk sahibinin daha önce “oğlumun ihtiyacı” gerekçesiyle açtığı ve istinaf aşamasında aleyhine sonuçlanan tahliye davası, binaya depreme dayanıksız raporu gelmesiyle birlikte hükmünü tamamen yitiriyor. Çünkü ortada artık kişisel bir mülkiyet uyuşmazlığı değil, kamu düzenini ve can güvenliğini ilgilendiren idari bir süreç bulunuyor.
Bu durumda mülk sahibinin kiracısını çıkarmak için yeniden mahkeme kapılarını aşındırmasına, masraf yapıp yeni bir tahliye davası açmasına gerek kalmıyor. Yetkili kuruluşlarca düzenlenen riskli yapı raporunun kesinleşmesi ve tapu kütüğüne şerh edilmesiyle birlikte, tahliye işlemi tamamen idari bir süreç olarak kendiliğinden işliyor.
Adım Adım İdari Tahliye Süreci
6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu uyarınca, depreme dayanıksız olduğu tescillenen binalarda tahliye süreci mahkemeler eliyle değil, mülki idare amirlikleri ve belediyeler tarafından yürütülüyor. Sürecin işleyişi ise şu şekilde:
- 60 Günlük Yasal Süre: Riskli yapı tespiti kesinleştikten sonra, binada ikamet eden mülk sahibi ve kiracılara yapıyı tahliye etmeleri için resmi olarak 60 günden az olmamak üzere bir süre verilir.
- 30 Günlük Ek Süre: Bu süre zarfında bina tahliye edilmemişse, idare tarafından en fazla 30 günlük tek bir ek süre daha tanınabilir.
- Altyapı Hizmetlerinin Kesilmesi: Toplamda 90 günü bulabilen bu sürelerin sonunda bina hala boşaltılmamışsa, yetkili kurumlar tarafından binanın elektrik, su ve doğalgaz sözleşmeleri feshedilir; hizmetler tamamen durdurulur.
- Kolluk Kuvveti Desteği: Altyapı hizmetleri kesilmesine rağmen bağımsız bölümler terk edilmiyorsa, mülki idare amirliğinin kararıyla tahliye işlemi zabıta ve emniyet güçleri gözetiminde, idari bir uygulama olarak zorunlu kılınır.
90 Günlük Süre Gerçekçi mi?
Riskli yapıda hayatın devam etmesi mümkün değil. Elektrik, su ve gaz kesildiğinde zaten binada oturma imkanı fiziken ortadan kalkıyor. Ancak madalyonun bir de sosyal yüzü var. Günümüz piyasa koşullarında, 60 ila 90 gün gibi kısa bir sürede hem bütçeye uygun hem de kriterleri karşılayan yeni bir kiralık konut bulabilmek kiracılar için oldukça zorlayıcı bir süreç. Mevcut yasal düzenleme can güvenliğini ön planda tuttuğu için bu süreleri katı bir şekilde uygulasa da, barınma krizinin yaşandığı dönemlerde mülk sahibi ve kiracıların bu takvim dahilinde ciddi mağduriyetler yaşayabildiği de piyasanın yadsınamaz bir gerçeği.












