Depreme Dayanıksız Raporu Alınan Binada Kiracı Nasıl Tahliye Edilir?

Kentsel dönüşüm süreci ve binaların deprem güvenliği, gayrimenkul sektörünün en sıcak gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Özellikle mülk sahipleri ile kiracılar arasında yaşanan tahliye uyuşmazlıkları, binalara gelen "depreme dayanıksız" (riskli yapı) raporlarıyla birlikte tamamen farklı bir hukuki boyuta taşınıyor.

Peki, ihtiyaç sebebiyle açtığı tahliye davasını yerel mahkemede kazanıp istinafta kaybeden bir ev sahibi, binanın riskli yapı ilan edilmesiyle nasıl bir yol izlemeli? Yeni bir dava açmak şart mı, yoksa süreç idari olarak mı çözülüyor?

Riskli Yapı Raporu Her Şeyi Değiştiriyor

Mülk sahibinin daha önce “oğlumun ihtiyacı” gerekçesiyle açtığı ve istinaf aşamasında aleyhine sonuçlanan tahliye davası, binaya depreme dayanıksız raporu gelmesiyle birlikte hükmünü tamamen yitiriyor. Çünkü ortada artık kişisel bir mülkiyet uyuşmazlığı değil, kamu düzenini ve can güvenliğini ilgilendiren idari bir süreç bulunuyor.

Bu durumda mülk sahibinin kiracısını çıkarmak için yeniden mahkeme kapılarını aşındırmasına, masraf yapıp yeni bir tahliye davası açmasına gerek kalmıyor. Yetkili kuruluşlarca düzenlenen riskli yapı raporunun kesinleşmesi ve tapu kütüğüne şerh edilmesiyle birlikte, tahliye işlemi tamamen idari bir süreç olarak kendiliğinden işliyor.

Adım Adım İdari Tahliye Süreci

6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu uyarınca, depreme dayanıksız olduğu tescillenen binalarda tahliye süreci mahkemeler eliyle değil, mülki idare amirlikleri ve belediyeler tarafından yürütülüyor. Sürecin işleyişi ise şu şekilde:

90 Günlük Süre Gerçekçi mi?

Riskli yapıda hayatın devam etmesi mümkün değil. Elektrik, su ve gaz kesildiğinde zaten binada oturma imkanı fiziken ortadan kalkıyor. Ancak madalyonun bir de sosyal yüzü var. Günümüz piyasa koşullarında, 60 ila 90 gün gibi kısa bir sürede hem bütçeye uygun hem de kriterleri karşılayan yeni bir kiralık konut bulabilmek kiracılar için oldukça zorlayıcı bir süreç. Mevcut yasal düzenleme can güvenliğini ön planda tuttuğu için bu süreleri katı bir şekilde uygulasa da, barınma krizinin yaşandığı dönemlerde mülk sahibi ve kiracıların bu takvim dahilinde ciddi mağduriyetler yaşayabildiği de piyasanın yadsınamaz bir gerçeği.

Exit mobile version