Yaşlılıkta Mal Kaçırma Girişimlerine Karşı Atılacak Hukuki Adımlar

Aile içindeki en büyük ve yıpratıcı uyuşmazlıklardan biri, yaşlılık veya hastalık dönemlerinde ebeveynlerin malvarlıklarının, rızaları dışında ya da iradeleri sakatlanarak elden çıkarılmasıdır. Özellikle anne veya babanın akli dengesinin yerinde olmadığı durumlarda, taşınmazların ve maddi birikimlerin aniden "yok olması" arkasında ciddi hukuki usulsüzlüklerin ve muvazaalı (danışıklı) işlemlerin barındığına işaret eder.

Hukuken hayatta olan bir kişinin malvarlığı üzerinde henüz bir “miras” hakkından söz edilemez. Ancak kişinin akıl sağlığının yerinde olmaması ve mülklerinin haksız şekilde elinden çıkması, hem kendi haklarının korunması hem de gelecekteki mirasçıların hak kayıplarının önlenmesi adına acil hukuki adımlar atılmasını zorunlu kılar.

İlk ve En Acil Adım: Vasi Tayini Davası (Vesayet Altına Alma)

Akli dengesi bozuk olan, yakın geçmişi hatırlamayan ve malvarlığının durumuna dair gerçek dışı beyanlarda bulunan bir kişinin öncelikle hukuk düzeni tarafından koruma altına alınması gerekir.

Yok Olan Gayrimenkullerin Akıbeti Nasıl Bulunur?

Daireler, iş yerleri ve yazlık gibi taşınmazların buharlaşması fiziken mümkün değildir; mülkiyet ancak resmi bir devirle el değiştirebilir. Vasi tayin edildikten sonra (ya da vasi adayı olarak mahkemeden yetki alınarak) şu adımlar izlenir:

1. Tapu Kayıtlarının İncelenmesi

İlgili Tapu Müdürlüklerinden veya mahkeme kanalıyla geçmişe dönük tapu kütüğü incelemesi istenir. Bu mülklerin babanın üzerinden ne zaman, kime ve hangi hukuki sebeple (satış, bağış vb.) devredildiği resmi olarak tespit edilir.

2. Kardeşlere Devredildiyse (Tapu İptal ve Tescil Davası)

Eğer mülkler diğer kardeşlerin üzerine geçirilmişse, babanın işlem tarihindeki fiil ehliyetsizliği (akıl sağlığının yerinde olmaması) ve muvazaa (mal kaçırma amaçlı danışıklı işlem) gerekçesiyle Tapu İptal ve Tescil Davası açılır. İşlem tarihinde babanın akli dengesinin yerinde olmadığı doktor raporlarıyla kanıtlanırsa, yapılan tüm devirler hukuken geçersiz sayılır ve mülkler yeniden babanın üzerine tescil edilir.

3. Üçüncü Kişilere Devredildiyse (İyi Niyet Kuralı)

Mülkler kardeşler veya diğer kişiler tarafından hızla üçüncü, yabancı kişilere satılmışsa süreç biraz daha karmaşık bir hal alabilir. Türk Medeni Kanunu uyarınca iyi niyetli üçüncü kişilerin tapu siciline güvenerek satın aldığı mülkleri geri almak zordur. Ancak satın alan kişinin aile içindeki bu durumu bildiği, danışıklı iş birliği yaptığı (kötü niyetli olduğu) kanıtlanabilirse o satışlar da iptal edilebilir. Aksi halde, bu mülklerin güncel bedeli tazminat olarak haksız kazanç sağlayan kişilerden talep edilir.

Bu Durumda Bir Zamanaşımı Var mıdır?

Hukuk sistemimizde bazı hak arama süreleri zamanaşımına tabi olsa da, “ehliyetsizlik” durumu bu kuralların dışındadır:

Zamanaşımı Yoktur: Bir kişinin akli dengesi yerinde değilken yaptığı işlemler hukuken “yok hükmündedir” (mutlak butlan ile sakattır). Akıl sağlığı yerinde olmayan birinin imzaladığı sözleşmeler veya verdiği tapu muvafakatleri baştan itibaren geçersiz olduğu için, ehliyetsizlik iddiasıyla açılacak tapu iptal davalarında herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmaz. Dava her zaman açılabilir.

Delillerin Kararmaması Önemlidir: Hukuken bir zamanaşımı olmasa da, işlemlerin üzerinden çok uzun yıllar geçmesi delillerin toplanmasını (geçmiş dönem hastane kayıtları, o döneme ait tanık beyanları vb.) zorlaştıracağı için işlemler fark edilir edilmez hukuki süreci başlatmak en sağlıklı yoldur.

Bankadaki Nakit Paranın Durumu Neden Farklı?

Taşınmazlar tapu siciliyle sıkı sıkıya takip edilebilirken, bankadaki nakit paranın takibi ve hukuki iadesi çok daha çetrefillidir. Bankadaki paralar elden nakit olarak çekilmiş, başka hesaplara parça parça aktarılmış veya “babanın bakım ve tedavi masrafları için harcandı” şeklinde kılıfına uydurulmuş olabilir.

Banka hesap hareketlerinin geriye dönük incelenmesi mahkemeden talep edilebilir; ancak paranın usulsüz harcandığını net bir şekilde kanıtlamak, tapuyu iptal ettirmek kadar kolay değildir. Bu nedenle banka hesapları üzerindeki şüpheler, vasi tayini sonrasında uzman bir bilirkişi incelemesiyle ayrı bir dava ve hukuki süreç konusu olarak titizlikle ele alınmalıdır.

Exit mobile version