Türkiye’de gayrimenkul sektörü, son yıllarda eşi benzeri görülmemiş bir sosyal ve hukuki çatışmaya sahne oluyor. Özellikle büyükşehirlerde artan yaşam maliyetleri ve konut fiyatları, ev sahibi ile kiracı arasındaki dengeleri altüst etmiş durumda. Ancak son dönemde ibre, "mağdur kiracı" söyleminden "çaresiz ev sahibi" gerçeğine doğru dönmeye başladı.
Mevcut Borçlar Kanunu’nun kiracıyı koruyan yapısının, günümüz ekonomik koşullarında ev sahipleri aleyhine "cezalandırıcı" bir sisteme dönüştüğünü savunan uzmanlar, yasal düzenlemenin acilen revize edilmesi gerektiği görüşünde birleşiyor.
Evi Göstermem İnatlaşması Mülk Sahibine %30 Kaybettirdi
Sahadan gelen haberler, anlaşmazlıkların boyutunu gözler önüne seriyor. Yakın zamanda yaşanan bir olay, evini satmak isteyen mülk sahiplerinin karşılaştığı engelleri net bir şekilde özetliyor.
İddiaya göre, evini satılığa çıkaran bir mülk sahibi, içerideki kiracının "evi potansiyel alıcılara göstermeyi reddetmesi" nedeniyle büyük bir kriz yaşadı. Kiracının kapı duvar olduğu süreçte ev sahibi, çareyi karşı sokaktaki aynı metrekareye sahip başka bir daireyi örnek olarak göstermekte buldu. Ancak alıcı, mülkü fiziksel olarak inceleyemediği için yüzde 30 oranında indirim talep etti. Satış, ancak bu ciddi değer kaybıyla gerçekleşebildi. Bu durum, kiracı direncinin mülk sahiplerine sadece zaman değil, ciddi oranda sermaye kaybettirdiğini de kanıtlıyor.
Kadıköy’de Emsal Olay: Evine Giren Ev Sahibi Tazminat Ödedi
Hukuki süreçlerin yavaş işlemesi, bazı ev sahiplerini fevri adımlar atmaya itiyor ancak bu durum daha büyük mağduriyetlere yol açabiliyor. Kadıköy’de yaşanan çarpıcı bir örnekte, evini satmak isteyen ancak kiracı engeline takılan bir mülk sahibi, kolluk kuvvetleri eşliğinde eve girdi. Ancak kiracının "konut dokunulmazlığının ihlali" gerekçesiyle karşı dava açması sonucu, mülk sahibi haklıyken haksız duruma düşerek tazminat ödemek zorunda kaldı.
Hukukçular bu noktada uyarıyor: "Mevcut yasalar kiracı lehine güçlü doneler barındırıyor. Hukuk dışı yollara başvurmak, ev sahibini haklı davasında suçlu konuma düşürebilir."
Çıkarım Ama Üste Para Alırım
Ara buluculuk ofislerinden yansıyan bilgiler ise krizin bir başka boyutunu ortaya koyuyor. Tahliye davalarının yıllarca sürmesini fırsat bilen bazı kötü niyetli kiracıların, evden çıkmak için mülk sahibinden fahiş taleplerde bulunduğu belirtiliyor.
Piyasa değerinin çok altında oturan veya evi kötü kullanan bazı kiracıların, tahliye karşılığında "100 bin TL verirsen çıkarım" gibi şartlar öne sürdüğü, ev sahiplerinin ise uzun dava süreçleri ve avukat masraflarıyla uğraşmamak için bu taleplere boyun eğmek zorunda kaldığı ifade ediliyor.
Rakamlar Alarm Veriyor: Dosya Sayısı 450 Bine Dayandı
Adalet Bakanlığı verileri ve ara buluculuk istatistikleri, sorunun münferit olmaktan çıkıp yapısal bir krize dönüştüğünü doğruluyor.
Tahliye Davaları: 2025 yılı itibarıyla "Kiralananın tahliyesi" konulu dava sayısı 125 bini aştı.
Ara Buluculuk Başvurusu: Kira uyuşmazlıkları nedeniyle yapılan başvuru sayısı rekor bir artışla 443 bin 679’a ulaştı.
Borçlar Kanunu Güncellenmeli
Gayrimenkul hukuku uzmanları ve sektör temsilcileri, mevcut tablonun sürdürülemez olduğu konusunda hemfikir. Enflasyonist ortamda kira artış sınırlarının (önceki %25 sınırı gibi) mülk sahibinin gelirini erittiği, buna karşılık tahliye süreçlerinin 2-3 yılı bulmasının mülkiyet hakkını zedelediği belirtiliyor.
Uzmanların ortak çağrısı ise net: "Hem barınma hakkını koruyan hem de mülk sahibinin yatırımını ve ekonomik haklarını gözeten, günümüz şartlarına uygun, hızlı işleyen yeni bir Borçlar Kanunu düzenlemesi şart." Aksi takdirde, mahkeme koridorlarındaki yığılma ve toplumsal huzursuzluk artarak devam edecek gibi görünüyor.