Gayrimenkul projelerinde kartlar yeniden karılıyor; artık bu sistemlerin yer almadığı projelere ne ruhsat ne de iskân verilecek.

Su Kıtlığına Karşı Yeşil Altyapı Hamlesi

Türkiye’de kişi başına düşen yıllık su miktarının 1.652 metreküpten 1.100 seviyelerine kadar gerilemesi, radikal önlemleri beraberinde getirdi. Bakanlığın yeni hamlesiyle, şehirlerdeki betonlaşmanın su döngüsü üzerindeki olumsuz etkisi kırılmak isteniyor. Özellikle büyük ölçekli projelerde suyun her damlasının geri kazanılması hedefleniyor.

Kimleri Kapsıyor? İşte Yeni Şartlar:

Yeni düzenleme, projenin büyüklüğüne ve kullanım amacına göre iki ana başlıkta zorunluluklar getiriyor:

1. Yağmur Suyu Hasadı Zorunluluğu:

Parsel alanı 2.000 metrekare ve üzeri olan tüm yapılar.

Parsel büyüklüğüne bakılmaksızın, çatı alanı 1.000 metrekareyi aşan binalar.

Tüm kamu binaları.

2. Gri Su Geri Kazanım Sistemi Zorunluluğu:

200 yatak ve üzeri kapasiteli oteller.

İnşaat alanı 10.000 metrekareyi aşan alışveriş merkezleri (AVM).

30.000 metrekare üzerindeki büyük kamu projeleri.

Ruhsat ve İskân İçin Kritik Eşik

Artık bir bina inşa etmek sadece beton ve demirden ibaret değil. Yapılan açıklamaya göre:

"Söz konusu sistemlerin projede yer almaması durumunda yapı ruhsatı; inşaat bitiminde sistemin kurulmaması halinde ise yapı kullanım izin belgesi (iskân) kesinlikle verilmeyecek."

Gri Su ve Yağmur Suyu Nedir, Nasıl Kullanılacak?

Yağmur Suyu Hasadı: Çatılardan toplanan sular filtrelenerek depolanacak. Bu su, şebeke suyu yerine tuvalet rezervuarlarında ve bahçe sulamasında kullanılacak.

2025 Konut Satışlarında Şaşırtan Tablo
2025 Konut Satışlarında Şaşırtan Tablo
İçeriği Görüntüle

Gri Su Geri Kazanımı: Lavabo ve duşlardan gelen, kimyasal yükü düşük "hafif kirli" sular arıtılarak rezervuarlara verilecek. Bu sistemin, günlük ihtiyacın en az yarısını karşılaması zorunlu olacak.

Gayrimenkul Sektöründe Su Tasarrufu Değeri Artıracak

Uzmanlar, bu düzenlemenin sadece bir zorunluluk değil, aynı zamanda mülk değerini artıran bir prestij unsuru olacağını belirtiyor. Su faturalarında ciddi düşüş sağlayacak olan bu sistemler, gelecekte yaşanabilecek su kesintilerine karşı da binaları dirençli hale getirecek. 2030 ve sonrasında beklenen kronik kuraklık senaryoları düşünüldüğünde, bu sistemlere sahip binaların emlak piyasasında daha çok talep görmesi bekleniyor.