Eko Haber'den Mevci Ergün'ün Yazısı...

Yaşanan süreçte konut ve işyeri sa­tışları ile kira bedellerindeki gerek enflasyon gerekse talepteki artışlardan dolayı önemli yükselmeler görülmekte­dir.

Bunun sonuçlarından biri de, işyeri ve konutlardaki kira artışlarına bağlı ola­rak, kiracı ve kiraya veren arasında doğan kira bedeli uyuşmazlıkları ile tah­liye davalarıdır.

Bu konuda, kiracı ve ki­raya veren arasında doğan uyuşmazlıkların, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru usulünün yasal düzlemde kabul edilmesi önemli bir gelişme olarak kabul edilebilir.

Kiraya veren tarafından kiracı hakkında açılacak olası tahliye davaları diğer­leri yanında aşağıda belirtilen çeşitli sebeplere dayanabilir:

- Kira ilişkisinin on yılı aşması,

- Kiraya veren veya yakınlarının konut/işyeri ihtiyacı,

- Kiralananın yeniden inşa ve imarı,

- Kiracının verdiği tahliye konusunda yazılı taahhütname,

- kira bedelinin ödenmemesi nede­niyle iki haklı ihtarname,

Büyükşehirlerde Konut Fiyatları Ne Durumda? Büyükşehirlerde Konut Fiyatları Ne Durumda?

- Önemli sebepler,

- Kiracının iflas etmesi,

- Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin oturmaya elverişli konutu bulunması

Kiralanan taşınmazla ilgili tahliye se­bepleri yasada düzenlenmiş olup, sınır­lıdır. Ayrıca bu sebepler, kiracı aleyhine de değiştirilemez (TBK m.354). Kiraya veren tarafından kiracı hakkında açılacak olası tahliye davalarından sa­dece bir örnek olarak aşağıda ihtiyaç nedeniyle tahliye konusuna yer veril­miştir.

Kiraya veren veya yakınlarının kirala­nan taşınmaza ihtiyaç duyması halinde, kiraya veren, tahliye davası açarak kira sözleşmesini sona erdirme hakkına sa­hiptir (TBK m.350).

Kiraya veren veya yakınlarının kirala­nan taşınmaza ihtiyaç duyması yani, konut gereksinimi, sadece yerleşmek olmayıp, kiraya verenin yaşam biçimi ve koşulları ile sosyal durumuna göre be­lirlenir.

Örneğin; kiraya verenin dizlerinden ra­hatsız olup, asansörlü kiralanan konu­tuna sağlık durumun­dan dolayı ihtiyacı bu­lunması gibi.

Aynı yönde görüş içeren Yargıtay içtihat metni şöyledir;

“Dava, konut ihtiyacı sebebiyle kira­lananın tahliyesi istemine ilişkidir.(…)

Davacı, 1929 doğumlu olan babası İbra­him ile birlikte yaşamasının bakıcılar yü­zünden imkansız hale geldiğinden bahisle babasının davaya konu konuta taşınma ihtiyacı doğduğundan, kirala­nanın tahliyesini talep etmiş, davalı ve­kili davaya konu kiralananın asansörsüz bir binada ve dördüncü katta olmasın­dan dolayı yaşlı olan ihtiyaçlının merdi­venleri çıkamayacağını, davaya konu kiralananın kiraya verilmesi sebebinin de aynı gerekçe olduğunu, gerçek ve samimi olmayan iddiaya dayalı olarak açılan iş bu davanın reddini savunmuş­tur.

İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahli­yeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzet­meyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni ya­pılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi ola­rak kabul edilemez.

Davanın açıldığı ta­rihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli ol­mayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Olayımıza gelince; Davalı vekili, ihtiyaç­lının 85 yaşında olmasından dolayı bulunduğu dördüncü kata çıkamayacağı savunmasında bulun­muş, davacı vekili binanın asansörsüz olduğunu kabul ederek, konutun üçüncü katta ol­duğunu beyan etmiştir.

Davacı bu savunma karşısında, bu savunma­nın aksini bu yönde delil bildir­mediğinden ispat edememiştir. Bu durumda mahkemece, ihti­yaçlı davacının kat merdivenlerini çıkıp çıkamayacağı, kiralananın konumunun ihtiyaçlı için elverişli bulunup bulunmadığı husu­sunda gerekli araştırmaların yapı­larak gerektiğinde mahallinde keşif icra ederek ve uzman görüşü alınarak varı­lacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma neticesinde tüm deliller toplanmadan yazılı gerekçe ile ihtiyaç iddiasının samimi olduğun­dan bahisle tahliye kararı verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle Bo­zulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan neden­lerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’ya 6217 Sayılı Kanunla ekle­nen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK’nın 428.maddesi uyarınca hük­mün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Editör: TE Bilisim