İşte kısıtlı bireylerin miras ve mülkiyet haklarını koruyan o çelikten kurallar:
Miras Hakları Doğrudan Kısıtlı Adına Tescil Edilir
Bir kişinin kısıtlı olması, onun mülk edinme hakkını elinden almaz. Sadece bu mülkü kendi imzasıyla yönetme yetkisini sınırlandırır. Miras söz konusu olduğunda, paylar doğrudan kısıtlı bireyin adına tescil edilir. Vasi, “ben onun adına yönetiyorum” diyerek tapuyu kendi üzerine alamaz; tapu kütüğünde malik olarak kısıtlı kişinin adı geçer.
Mahkeme Onayı Olmadan Adım Atılamaz
Diyelim ki kısıtlı bireyin hissedarı olduğu bir taşınmaz var ve bu bina müteahhide kat karşılığı verilecek ya da satılacak. Burada vasi tek başına karar verici değildir.
- İzin Mekanizması: Her türlü satış veya sözleşme için Sulh Hukuk Mahkemesi’nden izin alınması zorunludur.
- Bilirkişi İncelemesi: Mahkeme, vasinin talebini hemen onaylamaz. Önce bir bilirkişi tayin eder ve yapılacak işlemin kısıtlı kişinin menfaatine olup olmadığını didik didik inceler.
Mahkeme Sözleşmeye Müdahil Olur
Mahkemenin görevi sadece “evet” veya “hayır” demekle bitmez. Hakim, sunulan sözleşme metnini bizzat inceler. Eğer kısıtlı kişinin zararına bir madde görürse o maddenin değiştirilmesini ister veya kısıtlının lehine olacak yeni maddelerin eklenmesini şart koşar.
Vesayet altındaki kişinin malları devletin ve yargının sıkı denetimi altındadır. Bu denetim, kısıtlı bireyin haklarının vasi dahil hiç kimse tarafından suiistimal edilmemesini garanti altına alır.
Kısıtlı bir kardeşin veya yakının miras payı güvence altındadır. Vasi sadece bir emanetçidir ve tüm süreç yargı denetiminde yürür.
