Birinci derece mirasçılar; çocuklar ve onların alt soyundan oluşuyor. İkinci derecede anne, baba ve kardeşler yer alırken, üçüncü derece mirasçılar ise büyükanne, büyükbaba ile amca, hala, dayı ve teyze olarak sıralanıyor.
Bu sistemde temel kural açık: Birinci derecede mirasçı varsa, ikinci ve üçüncü derece mirasçılara miras geçmiyor. Birinci derece mirasçı bulunmaması hâlinde ikinci derece devreye giriyor; ikinci derecede de mirasçı yoksa bu kez üçüncü derece mirasçılar araştırılıyor.
Eşin Durumu Farklı
Sağ kalan eş ise miras hukukunda özel bir konuma sahip. Eş, mirasçılarla birlikte her durumda mirasçı oluyor; ancak pay oranı, hangi dereceden mirasçılarla birlikte mirasçı olduğuna göre değişiyor.
Eğer birinci, ikinci ve üçüncü dereceden hiçbir mirasçı yoksa, mirasın tamamı sağ kalan eşe kalıyor.
Somut Olayda Ne Oldu?
Okuyucunun yönelttiği soruda da bu sistemin birebir uygulaması söz konusu. Önce eniştenin vefat ettiği, ardından eşinin (abla) hayatını kaybettiği, bilinen başka bir mirasçının bulunmadığı ifade ediliyor. Bu durumda öncelikle üçüncü derece mirasçıların olup olmadığı araştırılıyor.
Eğer üçüncü derece mirasçı bulunmasaydı, eniştenin tüm malvarlığı sağ kalan eşe geçecekti. Üçüncü derece mirasçıların varlığı hâlinde ise, sağ kalan eş mirasın dörtte üçünü, üçüncü derece mirasçılar ise dörtte birini alacaktı.
Ancak eşin de vefat etmesiyle tablo değişti. Bu durumda, gerek kendi malvarlığı gerekse eşinden intikal eden tüm mallar, abla üzerinden onun mirasçılarına geçti.
Cetvel Her Dosyada Esas Alınmalı
Bu örnek bir kez daha gösteriyor ki, miras uyuşmazlıklarında çözümün anahtarı mirasçı cetvelinin doğru okunması. Her miras olayı, bu derece sistemi esas alınarak değerlendirilmek zorunda. Aksi hâlde yapılan yorumlar, hatalı sonuçlara yol açabiliyor.
