Eşi Vefat Eden Kadının Hakları: Önce Mal Rejimi Tasfiyesi Şart

Türk Medeni Kanunu’nda 2002 yılında yapılan köklü değişiklikler, sağ kalan eşin ekonomik geleceğini güvence altına alan devrim niteliğinde haklar getirdi. Ancak günümüzde pek çok kadın, yasal haklarının tam kapsamını bilmediği için sadece mirasçılık sıfatıyla yetiniyor. Oysa uzmanlar uyarıyor...

Önce Katılma Alacağı, Sonra Miras Payı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre, eşi vefat eden kadının hakkı aslında iki aşamadan oluşuyor. 1 Ocak 2002 tarihinden sonra edinilen mallar “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi”ne tabi olduğu için, sağ kalan eş öncelikle bu malların yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. Bu, teknik olarak bir “miras” değil, evlilik birliği içindeki emeğin karşılığı olan bir alacak hakkıdır.

Yüzde 50 + Miras Payı Denklemi

Süreç şu şekilde işliyor:

  1. Tasfiye Aşaması: Evlilik süresince (2002 sonrası) alınan taşınmaz ve varlıkların %50’si doğrudan sağ kalan eşe geçer.
  2. Miras Aşaması: Geriye kalan %50’lik kısım (vefat eden eşin terekesi) üzerinden, sağ kalan eş mirasçı olarak payını alır. Eğer çocuklar varsa, eşin buradaki payı genellikle 1/4’tür.

Böylece toplamda sağ kalan eşin mülkiyet hakkı, sanılanın aksine mirasın %25’i ile sınırlı kalmayıp, toplam mal varlığının çok daha büyük bir kısmına ulaşabilmektedir.

Süreç Kendiliğinden İşlemiyor

Bu hakların elde edilebilmesi için sağ kalan eşin öncelikle “Mal Rejiminin Tasfiyesi” davası açması veya bu talebi öne sürmesi gerekiyor. Aksi takdirde tüm mal varlığı doğrudan terekeye (miras havuzuna) dahil edilerek paylaştırılıyor ve bu durum sağ kalan eşin ciddi bir hak kaybı yaşamasına neden oluyor.

Exit mobile version