“Anahtarı Vermediyseniz Hâlâ Kiracısınız”
Bir kiracının fiziksel olarak evden ayrılmış olması, hukuken o evi tahliye ettiği anlamına gelmiyor. Sektördeki en büyük yanılgılardan biri de bu: Başka bir eve taşınmak, eski kira sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmiyor.
Hukuki prosedür net: Eşyalar tamamen toplanıp anahtarlar mülk sahibine usulüne uygun şekilde teslim edilmediği sürece kiracılık ilişkisi devam eder. Bu da demek oluyor ki, boş duran evin kira bedelleri ve ortak giderleri (aidat vb.) kiracının borç hanesine yazılmaya devam ediyor.
Ev Sahipleri İçin Hukuki Yol Haritası
Peki, evden çıkan ama anahtarı teslim etmeyerek evi “rehin” tutan kiracıya karşı mülk sahibi ne yapmalı? İşte adım adım izlenmesi gereken yol:
- Kira ve Aidat Talebi: Tahliye resmiyet kazanmadığı için işlemiş ve işleyecek tüm kira bedelleri ile ortak giderler kiracıdan talep edilmelidir.
- İcra Takibi: Kira bedellerinin ödenmemesi durumunda icra takibi başlatılmalıdır. Kiracının “artık orada yaşamıyorum” savunması, anahtar teslimi yapılmadığı sürece hukuken geçersizdir.
- Tahliye Davası: Sürecin kesin çözümü için tahliye davası açılmalı ve mahkeme kanalıyla evin boşaltılması sağlanmalıdır.
- Haciz İşlemleri: Yeni düzenlemelerle ev eşyasına haciz uygulaması sınırlandırılmış olsa da, sınırlama dışı kalan kıymetli eşyalar, araçlar veya maaş haczi yoluyla birikmiş alacaklar tahsil edilmeye çalışılmalıdır.
Mağduriyetin Rengi Yok
Bu tür vakalar, kira ilişkisinin sadece bir tarafın korunmasıyla değil, her iki tarafın haklarının dengelenmesiyle sağlıklı yürütülebileceğini kanıtlıyor. Mülk sahibi dairesine kavuşmak için aylarca mahkeme kapılarında beklerken, bir yandan da ödenmeyen fatura ve aidatlarla boğuşmak zorunda kalıyor.
Kira ilişkisinde “mağdur” taraf bazen elinde anahtarıyla kapıda kalan ev sahibi olabiliyor. Hukuki süreçlerin yavaşlığı ise bu mağduriyeti kronik bir hale getiriyor.















