Uzmanlara göre zemin katlarda yaşanan ısı kaybının en büyük nedeni, bina altındaki toprakla doğrudan temas eden döşemeler ve yalıtımsız ortak alanlar. Özellikle eski binalarda temel, bodrum tavanı ve dış cephede yeterli mantolama bulunmaması, ısının hızla dışarı kaçmasına yol açıyor. Bu durum yalnızca konforu düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda enerji tüketimini de ciddi oranda artırıyor.
Hukuki açıdan bakıldığında ise ısı yalıtımı konusu çoğu zaman “ortak alan iyileştirmesi” olarak değerlendiriliyor. Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre binanın dış cephesi, temeli, bodrumu ve taşıyıcı sistemleri ortak alan sayıldığı için yapılacak mantolama veya yalıtım işlemleri tüm kat maliklerini ilgilendiriyor. Yani zemin katta oturan bir malik, yönetimden veya apartman kurulundan bu konuda talepte bulunabiliyor.
Ancak karar süreci tek taraflı ilerlemiyor. Yalıtım gibi masraflı işlemler için genellikle kat maliklerinin çoğunluk oyu gerekiyor. Toplantıda alınacak kararla birlikte giderler arsa payı oranında tüm daire sahiplerine paylaştırılıyor. Çünkü yapılan iyileştirme sadece zemin katı değil, tüm binanın enerji verimliliğini ve değerini artırıyor.
Uzmanlar, yüksek faturalarla mücadele eden zemin kat sakinlerine öncelikle yönetimle görüşmelerini ve teknik bir keşif yaptırmalarını öneriyor. Profesyonel bir ısı yalıtımı, uzun vadede hem daha konforlu bir yaşam hem de ciddi tasarruf sağlayabiliyor.
Kısacası, zemin kat malikleri yalıtım talep etme hakkına sahip, ancak uygulama için apartman kararının alınması gerekiyor. Doğru planlama ile hem ısınma sorunu çözülüyor hem de bina genelinde enerji verimliliği artıyor.















