İskanı Olmadığı Ortaya Çıkan Konutta Sorumluluk Kime Ait?

Bir ev satın almak, sadece dört duvar ve bir çatı sahibi olmak değil; aynı zamanda teknik ve hukuki açıdan kusursuz bir limana sığınmaktır. Ancak gayrimenkul sektöründe sıkça karşılaşılan "iskan" meselesi, pek çok alıcı için hayal kırıklığına dönüşebiliyor. Özellikle halk arasında dolaşan "Parasini ödeyen iskanını aldı" gibi söylemler, hukuki gerçeklerle bağdaşmayan büyük bir yanılgıdan ibaret.

İskan Kişiye Özel Değil, Binaya Özeldir

Bir binanın hukuki olarak tamamlandığının tek kanıtı Yapı Kullanma İzin Belgesi, yani iskandır. İskan süreciyle ilgili en büyük şehir efsanelerinden biri, ödeme yapan kat maliklerinin iskan aldığı, yapmayanların ise alamadığıdır.

Oysa hukuk sistemimizde iskan, bağımsız bölümlere (dairelere) tek tek değil, anayapının tamamı için verilir. Binanın tasdikli projesine aykırı bir durum varsa, örneğin projedeki sığınak inşa edilmemişse, 900 lira değil 900 bin lira da verseniz o binaya iskan alınamaz. Dolayısıyla “parasını veren iskanını aldı” ifadesi teknik olarak imkansızdır; iskan ya hep ya hiç kuralıyla işler.

Müteahhidin Sorumluluğu: “Ayıplı Mal” Devreye Giriyor

Eğer satın aldığınız dairenin iskanı yoksa, bu durum hukuki literatürde “ayıplı ifa” olarak adlandırılır. Müteahhit, size vaat ettiği standartlarda ve hukuki eksiksizlikle teslimat yapmadığı için doğrudan sorumludur. Peki, iskanı olmayan bir daire satın alan tüketici ne yapmalı?

Gayrimenkul alırken size sunulan “iskan sorunu çözüldü” vaatlerine temkinli yaklaşın. Unutmayın ki iskan, binanın ruhsat ve projesine tam uyumlu olmasının bir mührüdür. Eğer bu mühür eksikse, hakkınızı aramak için vakit kaybetmeden hukuki yollara başvurmak en sağlıklı stratejidir.

Exit mobile version