İşte Kat Mülkiyeti Kanunu ve Medeni Kanun ışığında, tartışmalara son noktayı koyacak o detaylar:
Denetçi Seçiminde “Amir Hüküm” Hassasiyeti
Yönetim planında aksine bir madde yer almadığı sürece, site yöneticisi dışarıdan (kat maliki olmayan biri) seçilebilir. Ancak iş denetçilik makamına geldiğinde yasalarımız tavizsizdir: Denetçi mutlaka kat malikleri arasından seçilmelidir. Bu durum yasamızda “amir hüküm” olarak yer alır. Yani toplantıda alınan hiçbir karar veya iyi niyet beyanı, kanunun bu net çizgisini değiştiremez.
“Eşim Kat Maliki, Ben de Sayılırım” Yanılgısı
Toplantılarda en çok ileri sürülen savlardan biri, eşlerin her konuda eşit olduğu ve mülkiyetin de bu eşitlik kapsamında “ortak” sayılması gerektiğidir. İnsan hakları ve sosyal yaşam bakımından eşler elbette eşittir; ancak tapu sicili söz konusu olduğunda hukuk, duygularla değil kayıtlarla hareket eder.
- Hisse Şartı: Bir kimsenin denetçi olabilmesi için ilgili bağımsız bölümde bizzat hissesinin bulunması gerekir.
- Tapu Kaydı: Eğer tapuda sadece bir eşin adı geçiyorsa, diğer eş “kat maliki” sıfatını taşımaz. Dolayısıyla eşinin kat maliki olması, kişiye denetçi olma yetkisi tanımaz.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Hakkında Yanlış Bilinenler
Toplumda genellikle yanlış aktarılan “edinilmiş mallara katılma rejimi”, eşlerin evlilik süresince alınan her şeye otomatik olarak “ortak” olduğu şeklinde yorumlanıyor. Oysa gerçek durum farklıdır:
- Mülkiyet Tekildir: Evlilik birliği içinde herkes kendi adına kayıtlı olan malın tek başına sahibidir.
- Sistem Ne Zaman İşler? Bu rejim ancak üç durumda gündeme gelir: Ölüm, boşanma veya mal rejimi değişikliği.
- Yönetimsel Yetki Doğurmaz: Tasfiye aşamasına gelinmediği sürece, eşin malı üzerinde diğer eşin idari bir yönetim veya denetim hakkı doğmaz.
Tapuda adı geçmeyen eş, denetçi olarak seçilemez. Genel kurullarda “eşlerin eşitliği” üzerinden yapılan savunmalar, hukuki bir dayanak oluşturmadığı gibi alınan kararın iptaline de yol açabilir.















