Taşınmaz mülk yönetiminde en çok tartışılan ve bazen komşuluk ilişkilerini bile zedeleyen konuların başında “aidat” ve “avans” ödemeleri geliyor. Çoğu zaman birbirinin yerine kullanılan bu iki kavram, aslında hem muhatabı hem de kullanım amacı bakımından birbirinden tamamen farklı. Peki, hangi ödemeyi kiracı, hangisini mülk sahibi yapmalı? Aidatları düşürmek mümkün mü? İşte gayrimenkul dünyasının bu “maliyetli” sorularının yanıtları…
Aidat mı, Avans mı? Kimi Bağlar?
Sitenin sürdürülebilirliği, temizliği, güvenliği ve günlük rutin işleyişi için her ay ödenen katılım payına aidat denir. Aidatın asıl muhatabı o konutta ikamet eden “sakin”dir. Yani kira sözleşmelerinde aksi belirtilmedikçe, bu giderlerden kiracı sorumludur.
Öte yandan avans, hayatın olağan akışı içinde ortaya çıkan demirbaş alımları, büyük çaplı tamiratlar veya mahkeme kararıyla doğan ek işler için toplanan ücrettir. Avansın muhatabı ise sakinler değil, doğrudan mülk sahipleridir (malikler). Binaya değer katan kalıcı işlerin faturası, mülkün asıl sahibine kesilir.
Aidat Miktarı Nasıl Belirlenir?
Sağlıklı bir aidat miktarı, titizlikle hazırlanmış bir işletme projesi ile ortaya çıkar. Bir sitenin emlak değerini belirleyen gizli kahramanlardan biri de aidat oranlarıdır. Aidatların makul seviyede tutulması, mülkün piyasadaki cazibesini artırır.
Aidatları Düşürmenin Formülü: Yönetim Becerisi
Aidatların yüksekliği genellikle yönetim tarzıyla doğrudan ilişkilidir. İşte maliyetleri optimize etmenin yolları:
- Yönetim Modeli: Siteyi dışarıdan bir yönetim firmasına devretmek; firmanın kar marjı, yönetim gideri ve KDV gibi ek yükler nedeniyle aidatlarda %25’e varan artışlara neden olabilir.
- Karma Model ve Danışmanlık: Profesyonel bir yönetim danışmanlığı alarak, sitenin kendi kadrosuyla yönetilmesi hem kaliteyi korur hem de giderleri optimize eder.
- Ortak Alan Gelirleri: Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) Madde 10’da belirtilen ortak alanların kiraya verilmesi, site için ek gelir kapısı yaratarak doğrudan aidat yükünü hafifletir.
Yönetici ve Kurul Üyeleri Aidat Öder mi?
Merak edilen bir diğer konu ise yönetimde görev alanların bu giderlere katılıp katılmayacağıdır. KMK Madde 40’a göre; eğer yönetim planında aksi bir karar alınmamışsa, yönetici görev süresi boyunca kendisine düşen normal yönetim giderlerinin yarısından muaf tutulur. Ancak en sağlıklı yöntem, bu durumun yönetim planında net bir şekilde tanımlanmış olmasıdır.













