
Merhabalar, iyi pazarlar.
Pek çok girişimcilik seçeneğinden birisini oluşturan gayrimenkul danışmanlığı işinde, Türk insanı için çok temelde yatan bazı sorunları tespit etmek istiyorum bu yazıda.
Aile yanındaki ilk öğrenme ve hiyerarşiyi tanıma sürecinin ardından, eğitim hayatlarında ve ardından profesyonel iş hayatında ülkemizde insanlara temelde öğretilen şey emir-komuta zinciri içerisinde yer almaktır. Büyüklerimiz ya da ortamın otorite figürü tarafından görevler, ödevler verilir; bize düşen onları yerine getirmektir. Söz konusu görevlerin bize uygun olup olmadığını, işe yarayıp yaramayacağını, o görevleri severek ya da isteyerek yapıp yapmadığımızı sorgulamamıza izin verilmez. Sadece yapılması istenir ve neticemize göre ceza ağırlıklı bir ödül-ceza sistemine tabi tutuluruz.
Bu yaklaşım temel olarak farklı düşünebilen, alternatif üretebilen ve sorgulayan kişiler yerine biat eden bir gelişim süreci ortaya çıkarır. Günün birinde, maaşlı iş hayatı canına tak eden ya da emeklilik hakları vb. imkanlarla artık bir girişimci olmaya karar veren kişiler hayatlarında hiç karşılaşmadıkları bir ortamla yüz yüze gelirler.
Başlangıçta emir-komuta düzeninden, görevler verilmesinden ve takip edilmekten bıkmış, yorulmuş kişiler için müthiş bir özgürlük alanı gibi görülse de girişimciliğin temel gelişim süreçlerimize aykırı olan tarafı yavaş yavaş ortaya çıktığında birçok kişi ne yazık ki ortadan kaybolmaya başlar. Girişimci bir ruh ve zihin formatı ile yetişmediğimiz için, başlangıçta imrenilen özgürlük, bizde canı isteyince çalışmak olarak algılanır ve neticede deneyimimiz hüsranla, hayal kırıklığıyla sonuçlanır.
Eğitim ve gelişim süreçlerinde bize aşılanmayan ve bir gün girişimciliğe karar verdiğimizde yukarıda özetlemeye çalıştığım aşırı özgürlük kadar bizleri zorlayan bir diğer durum da girişimcilikte olayın çok sınırlı bir kısmının teknik bilgi ve beceriye dayandığını, asıl önemli olanın ise psikolojiyi yönetmek olduğunu bilmemektir. Kısaca ve kabaca özetlemek gerekirse girişimciliğin %25’i teknik bilgi, %75’i yaşananları midenin kaldırmasıdır.
Yaşanacak zorluklarda durumu havale edecek ya da karşılaşılan olaylar hakkında akıl danışılacak bir üst sorumlu bulunamayınca ve sürecin en başından itibaren buna hazırlıklı da olunmayınca; önce moraller bozulur, zihnin karamsar tarafı devreye girer ve psikoloji bir daha toparlanamayarak başarısızlık gün geçtikçe kendini gerçekleştiren bir kehanet haline gelir, kopuş kaçınılmaz olur.
Her girişimci kendini sürekli yüksek düzeyde motive tutmak, yaşanan ne olursa olsun gerçekçi bir iyimserlik benimsemek, kendisine sürekli karşılaştığı zorlu durumların üzerinden nasıl gelebilirim diye sormak ve ne olursa olsun bir depresyon kısır döngüsüne girmemek zorundadır. Bunun bir ya da birden çok yolunu bulmalıdır.
Netice olarak, girişimciliğin bir özgürlük gibi algılansa da aslında insanın en acımasız patronunun kendisi olması gerektiğinin ve bir psikoloji yönetim ustalığı istediğinin asla akıllardan çıkarılmaması gerekir.
En başında dünyanın en güzel iş fırsatlarından birisini yakalamış gayrimenkul danışmanı meslektaşlarım olmak üzere tüm girişimcilik meraklılarının bu iki hususta çok dikkatli olduğu günler dilerim.
Haftaya görüşmek üzere…

