Tahliye Taahhütnamesi Hangi Durumlarda Geçersiz Sayılır?

Gayrimenkul piyasasında son dönemin en çok konuşulan konularından biri olan tahliye taahhütnameleri hakkında ezber bozan bir detay gün yüzüne çıktı. Pek çok kişi, imzalanan her taahhütnamenin doğrudan geçerli olduğunu düşünse de Yargıtay'ın altını çizdiği "serbest irade" kriteri, tüm dengeleri değiştiriyor.

İşte bir tahliye taahhüdünü hukuken “kağıt parçası” olmaktan kurtaran veya geçersiz kılan o ince çizgiler:

Aynı Gün Atılan İmzalar Geçersiz

Hukuk sistemimiz, kira sözleşmesi ile tahliye taahhütnamesinin aynı gün imzalanmasını kabul etmiyor. Bunun sebebi ise oldukça insani bir temele dayanıyor: Müşkül durum.

Kira sözleşmesinin imzalandığı gün, kiracının barınma ihtiyacını karşılama telaşı içinde olduğu ve bu baskı altında verdiği taahhüdün “özgür irade” yansıtmadığı kabul edilir. Eğer taahhütname sözleşmeden en az bir gün sonra düzenlenmişse, kiracının üzerindeki o ilk anlık baskının kalktığı varsayılır ve belge geçerlilik kazanır.

İmza Yetmez, Anahtar Teslimi Şart

Pek bilinmeyen ancak davanın seyrini değiştiren ikinci husus ise fiili teslimdir. Sözleşme tarihinden bir gün sonra alınan taahhütler her zaman yeterli olmayabilir. Burada bakılması gereken asıl kriter, kiracının eve gerçekten yerleşip yerleşmediğidir.

Şarta Bağlı Taahhüt Risk Taşır

Tahliye taahhüdü net olmalıdır. “Eğer şu olursa çıkarım” gibi şarta bağlı ifadeler, belgenin hukuki gücünü zayıflatabilir. Yargıtay’ın son kararları, toplumdaki “her taahhütname evden çıkarır” algısını yıkarak, sürecin ne kadar hassas bir takvimle yönetilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.

Bir tahliye taahhüdünün geçerli olabilmesi için kiracının sadece imza atması yetmiyor; bu imzayı barınma baskısından kurtulduğu, evin anahtarını teslim aldığı ve özgür iradesiyle karar verebildiği bir zaman diliminde atması gerekiyor.

Exit mobile version