Tarla Vasfındaki Araziler Neden Bölünemez?
Eğer söz konusu taşınmaz tarla vasfındaysa, mülkiyet yapısı “ortak mülkiyet” olarak kabul edilir. Yani 20 dönümlük bir parselin içinden “şu 8 dönüm benim” diyerek bir sınır çizmek hukuken mümkün değildir. Küçük hissedarın payı arazinin tamamına yayılmıştır.
Bunun en temel sebebi, tarım arazilerinin bütünlüğünü korumayı amaçlayan yasalardır. İmar Kanunu’nun 18. maddesi ve ilgili tarım mevzuatları, ekim alanlarının verimliliğini düşürecek şekilde küçük parsellere bölünmesine (ifraz edilmesine) engel olur. Yani taraflar kendi aralarında anlaşsa bile, yasal sınırların altındaki bir tarlayı bölüp yeni bir tapu oluşturamazlar.
Arsa Olsaydı Senaryo Değişirdi
Durum “tarla” değil de imar planı dahilinde bir “arsa” olsaydı, çıkış yolu daha kolay olabilirdi. Bu senaryoda:
- Plan notlarındaki minimum parsel büyüklüğü kurtarıyorsa yeni bir parsel oluşturulabilir,
- Veya “Ortaklığın Giderilmesi” (İzale-i Şuyu) davası ile 8 dönümlük payın müstakil hale getirilmesi denenebilirdi.
Tapu Yoksa Mülkiyet de Yoktur!
Vatandaşlarımızın en çok yanıldığı nokta ise tapusuz hak sahipliği iddiasıdır. Eğer “20 dönümün sahibi var ama bizim 8 dönümün tapusu yok” diyorsanız, elinizde hukuki bir belge bulunmadığı anlamına gelir.
Tapusu olmayan bir alan üzerinde hak iddia edebilmek için öncelikle “mülkiyetin ispatı” üzerine bir dava açılması ve adınıza tescilin sağlanması şarttır. Bu tescil gerçekleşmeden arazide herhangi bir bölme veya satış işlemi yapılması imkansızdır.
Tarla vasfındaki yerlerde “dönüm hesabı” değil, “hisse payı” esastır ve yasal engeller nedeniyle bu payları ayırıp müstakil tapu almak çoğu zaman mümkün değildir.














