Son dönemde fahiş kira artışları ve tahliye davalarıyla gündemden düşmeyen Beşiktaş, bu kez benzeri az rastlanır bir hukuk mücadelesine sahne oldu. Edinilen bilgilere göre olay, 2017 yılında başlayan bir kira ilişkisine dayanıyor.
Sözleşmedeki Belirsiz Madde Kiracıyı Kurtardı
Ev sahibi, kiracısının aylık ödemeleri eksik yatırdığını ileri sürerek tahliye talepli icra takibi başlattı. Ancak mahkeme sürecinde yapılan incelemeler, durumun iddia edilenden farklı olduğunu ortaya koydu. Bilirkişi raporları ve sözleşme detayları incelendiğinde, ev sahibinin kira artış oranlarını sözleşmedeki belirsiz ifadeleri kendi lehine yorumlayarak yüksek hesapladığı anlaşıldı.
Kiracının ise yasal sınırlar ve sözleşmenin yorumlanabilir maddeleri çerçevesinde ödemelerini düzenli yaptığı tespit edildi. Mahkeme, ev sahibinin başlattığı icra takibinin dürüstlük kuralına aykırı olduğuna ve kiracının temerrüde (borcunu ödememe durumu) düşmediğine hükmetti.
Mahkemeden Emsal Karar: İcra Takibi Ters Tepti!
Kiracının itirazı üzerine dosyayı inceleyen mahkeme, ev sahibinin haksız tahliye stratejisini bozdu. Kararda, kira sözleşmelerinde yer alan artış maddelerinin açık ve net olması gerektiği, muğlak ifadelerin kiracı aleyhine kötü niyetli şekilde kullanılamayacağı vurgulandı.
Bu karar, özellikle Beşiktaş gibi kira rayiçlerinin çok yüksek olduğu bölgelerde, kiracılarını çıkarmak için “noksan ödeme” veya “eksik kuruş” gibi bahaneler üreten mülk sahipleri için bir set niteliği taşıyor.
Ödemelerinizi Açıklama Kısmıyla Yapın
Hukukçular, benzer durumlarla karşılaşmamak için kiracıların banka dekontlarına mutlaka “ilgili ayın kira bedeli” ibaresini eklemeleri ve artış oranlarını noter onaylı veya yazılı mutabakatla belirlemeleri gerektiğini hatırlatıyor. Beşiktaş’taki bu dava, “haklı sebep” oluşmadan başlatılan icra takiplerinin yargıdan dönebileceğini bir kez daha kanıtladı.















