T24’ün haberine göre, konutu elden çıkarıp altına yatırım yapmak kısa vadede kazançlı görünse de uzun vadede sürdürülebilir ve güvenli bir model sunmuyor.
İşte bu tartışmalı yatırım stratejisinin riskleri ve uzman görüşlerinin özeti:
Altın ve Gayrimenkul Kıyaslamasında Dikkat Çeken Noktalar
1. Barınma İhtiyacı ve Kira Faktörü
Uzmanlar, sahip olunan tek konutun satılmasının risklerine dikkat çekiyor. Altın fiyatlarındaki artış yüksek olsa da, mülksüzleşen bireyin kira maliyetiyle karşı karşıya kalması, altından elde edilen kârın büyük bir kısmının barınma giderlerine gitmesine neden oluyor. Gayrimenkul hem bir yatırım aracı hem de temel bir ihtiyaç olduğu için, ikamesi olmayan bir satışın uzun vadeli güvenliği sarstığı belirtiliyor.
2. "Kalıcı Değil, Dönemsel Bir Model"
Ekonomistlere göre, ev satıp altına geçmek piyasadaki dengesizliklerden yararlanma çabası olsa da bu durum "kalıcı ve güvenli" bir yatırım modeli olarak kabul edilmiyor. Altın ons ve döviz bazlı dalgalanmalara açıkken, gayrimenkulün sunduğu reel değer artışı ve kullanım değeri, enflasyonist ortamlarda daha güçlü bir koruma kalkanı oluşturuyor.
3. Arz Sorunu ve Fiyat Artış Potansiyeli
Konut üretimindeki yavaşlama ve artan inşaat maliyetleri, önümüzdeki dönemde gayrimenkul fiyatlarının yeniden ivme kazanabileceğine işaret ediyor. Evini bugün satan bir yatırımcının, ileride aynı standartlarda bir konutu altın birikimiyle yerine koyup koyamayacağı büyük bir soru işareti olarak değerlendiriliyor.
Yatırımcıların kısa vadeli kâr hırsıyla hareket etmek yerine, "barınma güvenliğini" ön planda tutmaları gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, özellikle tek evi olan vatandaşların, piyasa dalgalanmalarına kapılarak mülklerini elden çıkarmalarının ileride telafisi güç kayıplara yol açabileceği konusunda hemfikir.
Piyasadaki bu tür stratejik değişimleri takip ederken, yatırım kararlarının sadece anlık getirilere göre değil, yaşam standardının korunması ve uzun vadeli değer artışı odağında verilmesi kritik önem taşıyor.