Deprem felaketinin ardından arama-kurtarma çalışmaları, ekiplerin insanüstü gayretleriyle devam ediyor.

Beşinci güne girerken depremin vurduğu bölgelerdeki enkazdan müjdeli haberler geliyor ve çok sayıda vatandaşımız canlı şekilde kurtarılıyor.

Umut kesilmeden ve yasal süreye bakılmadan kurtarma çalışmaları son ana kadar devam edecek; son nefes kurtarılana kadar…

Sonrasında ise yaraları sarıp hem insanımızı hem de şehirlerimizi ayağa kaldırma çalışmaları süratle başlatılacak.

Talep eden vatandaşların tahliyesi konusunda da hem kurumlar düzeyinde hem de gönüllüler tarafından önemli faaliyetler yürütülüyor.

Büyükşehirlere gelmek isteyen vatandaşlara ücretsiz ulaşım sağlanırken; konaklayacak yeri olmayanlara yurt, misafirhane ve otellerde konaklama imkânı sağlanıyor.

Bu, devletin görevi ancak devletin yetişemediği yerlerde vatandaşlar devreye giriyor. Toplumsal dayanışma açısından önemli…

Kurtarma çalışmaları öncelikli demiştik. Bu süreç tamamlandıktan işin önemli kısımlarından biri de evlerini, işyerlerini kaybeden vatandaşlarımızın güvenli şekilde barınma ve geçim ihtiyaçlarını sağlamak…

Devletin öncelikli görevlerinden biri de budur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Gaziantep’te yaptığı açıklamada, 6 bin 444 binanın yıkıldığını, arama-kurtarma faaliyetlerinin sürdüğünü belirtirken, diğer taraftan da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın enkaz kaldırma ve yıkılan şehirleri inşa etme sürecinin başlatılacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir yıl içinde TOKİ’nin 10 ilde yıkılan yapıları inşa edeceğini ifade etti. Ben de hemen TOKİ Başkanı Ömer Bulut’u aradım ve çalışmanın detaylarını, neler yapılacağını sordum.

Bu konu çok önemli çünkü bugüne kadar yapılmayan bir iş; altyapı ve zemin etüdüyle birlikte riskli bölgelerin belirlenmesi ve depreme dayanıklı zemini olan yerlere konut inşa edilmesi gerekiyor.

Bizde böyle bir şehirleşme anlayışı olmadığı için herhangi bir planlama ya da bilimsel çalışma yapılmadan kendiliğinden oluşmuş şehir merkezleri yıllar içinde büyüyerek bugünkü halini almış.

Demem o ki artık ders çıkarmak gibi klişe lafları bir kenara bırakıp uygulamaya geçmek ve belki şehirleri, yerleşim alanlarını risksiz bölgelere taşımak gerekir…

Uzmanların tespitleri ve deprem bölgesindeki yapıların yıkımına bakıldığında; düz araziye, ovaya, akarsu yataklarına ya da gevşek zemine kurulmuş kentlerin, binaların ne kadar sağlam yapılırsa yapılsın büyük tahribata uğradığını gördük.

Uzmanlar, dağlık arazideki, yükseklerdeki yapıların ise hasar görmediğini net şekilde tespit etmişler…

Gelişen inşaat teknikleri ve yeni teknolojilerle birlikte zemin yapı uyumu da bizi doğru yola, doğru şehirleşmeye götürür.

Konut Dışı Satış Yüzde 60'a Dayandı Konut Dışı Satış Yüzde 60'a Dayandı

TOKİ Başkanı Bulut, TOKİ’nin yaptığı konutların, hastanelerin ve kamu binalarının bu depremde hasar görmediğini ancak bunun tek başına övünülecek bir şey olmadığını söyledi.

Bölgede yapılacak çok iş var… Bu saatten sonra belki oluşmuş şehir merkezlerini daha sağlam zemini olan bölgelere taşımak kolay değil ancak en azından yeni yapılacak konutlar, zemin etüdü yapılmış ve alt yapısı sağlam tesis edilmiş bölgelere inşa edilirse zaman içinde şehir merkezleri zorunluluktan ve kendiliğinden depreme dayanıklı bölgelere taşınmış olur.

Başkan Bulut, ön çalışmaların tamamlandığını, arama-kurtarma çalışmaları tamamlandıktan sonra hızlıca enkaz kaldırma, zemin etüdü ve inşa sürecinin başlatılacağını söyledi.

YERLEŞİM YERLERİ TAŞINABİLİR

Yetkililerle ve uzmanlarla konuştum. Bu büyük felaketin yaralarını sarmak ve etkilenen kentleri ayağa kaldırmak için büyük bir kararlılık var. İnsan hayatından daha önemli hiçbir şey olamaz.

Bu nedenle kimse depremin maliyetini şu aşamada düşünmüyor. Hükümet, gerekli kaynağı ayırmış durumda ve Hazine imkânlarıyla süratle bir inşa süreci başlatılacak.

Aldığım bilgilere göre;

Enkazın kaldırılmasının ardından zemin etüdü yapılacak ve büyük tahribat olan Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman gibi illerde yeni konutlar; yüksek yerlere ve güçlü zeminlere inşa edilecek.

Hem Hazine arazileri, hem de şahıslara ait araziler araştırılmaya başlandı. Süratle kamulaştırmalar yapılacak.

Yeni konutlar zemin artı 3 veya zemin artı 4 katı geçmeyecek. Yatay mimari konutlar yapılacak.

Yıkılan yerlerdeki zemin etütleri yapılırken, aynı yere konut inşa edilmeyecek ancak bazı yerlerde yapıdan kaynaklı kusur ve eksiklikler varsa buralara yeni teknolojiyle sağlam yapılar inşa edilecek.

TOKİ konutları; yapıyı yer altı sularına karşı koruyan Radye Temel tekniği ile inşa ediliyor. TOKİ, Radye Temel-Tünel Kalıp tekniği ile konutları yatay mimaride inşa edecek.

Yetkililer, kaynak sıkıntısı yaşanmayacağını, devlet imkânlarının seferber edildiğini, Hazine destekli konutların, hak sahiplerine 20 yıl vadeli ve sübvansiyonlu olarak teslim edileceğini söylüyor.

Önemli yıkıma uğramış kentlerde yerleşim yerlerinin ve yoğun kent merkezlerinin zorunlu olarak taşınması söz konusu olacak.

Zorunlu Deprem Sigortası DASK da vatandaşların maddi kayıpları için devreye sokulacak.

Konutların çok kısa sürede tamamlanacağı ve TOKİ’nin devam eden diğer projeleri ile birlikte bu konutları da zamanında bitirecek kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor.

Bu arada TOKİ’nin şantiyelerinde bulunan ekipman ile işçilerin kaldığı şantiyelerdeki konteynırların önemli bölümü bölgeye sevk edildi.

Sözün özü; şehirlerimizi alt yapısı riskli, beton yığınaklarından kurtarmanın zamanı geldi de geçiyor…

Türkiye’ye gelen bir Japon deprem uzmanın da dikkatini çekmişti bu konu; “Mezarlıklarınızı yüksek, zemini kayalık yerlere, şehirlerinizi ise ovalara ve alüvyon zeminli gevşek zeminlere yapıyorsunuz” demişti.

Bu anlayışı değiştirmenin ve her kentte, ilçede, köyde zemin etüdü yapıp dayanıksız yapıları güçlendirmeli; mümkün olmayanları yıkarak yerine yenilerini inşa etmek zorundayız.

Daha önemlisi şehirleri artık zemini etüdü yapılmış, güçlü yerlere kurmalıyız. Çünkü etrafımızdan fay hatları geçiyor; deprem riski yüksek bir coğrafyada yaşıyoruz…

Editör: TE Bilisim