Tahliye Süreci Yılan Hikayesine Dönen Ev Sahiplerine Kötü Haber

Gayrimenkul hukukunda ev sahipleri ile kiracılar arasındaki uyuşmazlıklar bazen on yıla yaklaşan hukuk mücadelelerine dönüşebiliyor. Özellikle tahliye taahhüdüne dayalı icra takipleri ve davalar sürerken, ev sahiplerinin en büyük şikayeti "mülkümü tahliye etselerdi çok daha yüksek bedelle kiraya verebilirdim" oluyor. Peki, sekiz yıl süren bir dava sürecinde oluşan bu "potansiyel gelir kaybı" kiracıdan tahsil edilebilir mi?

Mahkeme Sürerken Doğan Zarar Talep Edilebilir mi?

Bir okuyucumuzun yaşadığı somut olayda, sekiz yıl önce alınan tahliye taahhüdü yargıya taşınmış ancak kiracının itirazları ve açtığı karşı davalar nedeniyle süreç tıkanmış durumda. Bu esnada ev sahibi kira tespit davası açarak kirayı güncelletmiş ve kiracı da bu bedelleri ödemeye devam etmiş.

Bu tabloda ev sahibinin, “Eğer kiracı çıksaydı, şu anki rayicin de üzerinde bir bedelle başkasına kiralayacaktım, aradaki fark zararımdır” şeklindeki tazminat talebi hukuk sistemimizde ne yazık ki karşılık bulmuyor.

Neden Tazminat Alınamaz?

Sürecin bu kadar uzun sürmesi ve tazminat talebinin reddedilmesinin temel nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

Hangi Durumlarda Ödeme Talep Edilebilir?

Her ne kadar kira farkından doğan bir tazminat mümkün olmasa da, ev sahibinin şu kalemleri talep etme hakkı saklıdır:

Tahliye süreci ne kadar uzarsa uzasın, kiracı kirasını (tespit edilen güncel bedel üzerinden) ödediği müddetçe, mülkü başkasına daha pahalıya kiralayamamaktan doğan mahrumiyet zararı kiracıdan istenemez. Mülk sahiplerinin bu süreçte profesyonel hukuki destek alarak davaları hızlandırmaya odaklanması en sağlıklı yol olacaktır.

Exit mobile version