Uyuşmazlığın Özeti

Dava, kiralanana müdahalenin meni, tahliye ve ecrimisil taleplerine ilişkin olarak açıldı. Davalı şirketlerden biri, toplam 29 süpermarketten oluşan ticari işletmesini, kira sözleşmeleri ve tüm sabit değerleriyle birlikte diğer davalı şirkete “İşletme Devir Sözleşmesi” ile devretti. Bu devir sonrasında kiraya veren, kiracılık ilişkisinin devrinin geçerli olmadığı iddiasıyla dava yoluna gitti.

Kiraya Verenin Rızası Gerekir mi?

Türk Borçlar Kanunu’nun 323. maddesi uyarınca, kural olarak kira ilişkisinin devri için kiraya verenin yazılı rızası aranıyor. Ancak Yargıtay, somut olayda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 11/3. maddesine dikkat çekti. Bu hükme göre ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarıyla birlikte bir bütün olarak devredilebiliyor ve aksi kararlaştırılmadıkça kiracılık hakkı da bu devrin kapsamında kabul ediliyor.

Yargıtay’dan “Bütünlük İlkesi” Vurgusu

Kararda, ticari işletmenin devrinde “bütünlük ilkesi”nin esas olduğu vurgulandı. Buna göre; ticari işletme devredildiğinde, işletmeye özgülenmiş kira sözleşmesi de külli halefiyet gereği yeni işletmeciye geçiyor. Kiraya verenin bu devre itiraz edebilmesi için haklı bir sebep ortaya koyması ve bunu ispatlaması gerekiyor. Somut olayda ise böyle bir haklı sebep ileri sürülmediği gibi kanıt da sunulamadı.

Yabancı Yatırımcı İstanbul'dan Vazgeçmiyor: 2025’in Şampiyonu Esenyurt
Yabancı Yatırımcı İstanbul'dan Vazgeçmiyor: 2025’in Şampiyonu Esenyurt
İçeriği Görüntüle

Tahliye Talebi Reddedildi

Yargıtay, ilk derece mahkemesi kararını onayarak, ticari işletmeyi devralan şirketin kiralananda kendi markasıyla faaliyet göstermesinin hukuka ve mevcut sözleşmelere aykırı olmadığına hükmetti. Böylece, ticari işletmenin devri halinde kiracılık hakkının da kiraya verenin rızası aranmaksızın devredileceği bir kez daha açıkça ortaya konmuş oldu.