Noter Şartı Hayati Önem Taşıyor
Halk arasında sıkça yapılan “müteahhit ile kendi aramızda sözleşme imzaladık” hatası, tüm hakkınızı kaybetmenize neden olabilir. Hukuken Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi olarak adlandırılan bu taahhütlerin geçerli olabilmesi için kanunen kesin bir şekil şartı bulunuyor: Sözleşmenin mutlaka noterde yapılması gerekiyor.
Noter huzurunda yapılmayan, yalnızca tarafların kendi arasında kağıda döküp imzaladığı sözleşmeler hukuken geçersiz sayılıyor.
Resmi Sözleşme Yoksa Tapu Davası Açılamıyor
Geçerli ve noterde onaylanmış bir satış vaadi sözleşmesi olduğunda; müteahhit evi teslim etmezse mahkemeye başvurarak “Tapu İptali ve Tescil Davası” açılabiliyor. Şartlar oluşmuşsa mahkeme tapuyu müteahhitten alıp hak sahibine tescil ediyor.
Ancak sözleşme noterde yapılmadıysa durum tamamen değişiyor:
- Tapuyu Almak İmkânsız Hale Geliyor: Geçersiz sözleşmeye dayanarak tapu tescil davası açılamıyor.
- Kaybedilen Davanın Masrafı Biniyor: Temeli olmayan bir tapu davası açıldığında, davanın reddedilmesiyle birlikte mağdur taraf yüklü mahkeme masrafları ve karşı tarafın vekillik ücretiyle karşı karşıya kalıyor.
- İyi Niyetli Üçüncü Kişi Riski: Müteahhit daireyi başkasına sattıysa ve yeni ev sahibi evi tapudan üzerine aldıysa, hukuken “iyi niyetli üçüncü şahıs” sayıldığı için evi o kişiden almak neredeyse imkânsızlaşıyor.
Peki Ne Yapılabilir?
Geçersiz sözleşmeyle ev almaya çalışan ve mağdur olan kişilerin tapuyu talep etme hakkı bulunmasa da ödedikleri parayı peşine düşme hakları saklı kalıyor. Bu durumdaki mağdurlar; müteahhide yapılan ödemelerin, oluşan zararların ve harcanan masrafların iadesi için bedel iadesi ve tazminat davası yoluna başvurabiliyor.
Uzmanlar, ev alırken mağdur olmamak adına sözleşmelerin kesinlikle noter onaylı yapılması ve tapu kütüğüne şerh işletilmesi gerektiğinin altını çiziyor.












