Merhabalar, iyi pazarlar.
Sektörde geçirdiğim sürenin çeşitli dönemlerini başlıktaki şekilde adlandırabiliriz.
Yaygın gayrimenkul danışmanlığı yapılış tarzını bir meslekten çok bir iş olarak gördüğümü başta belirtmek isterim.
Meslek, tanımı gereği, bir işi yapabilmek için gereken becerileri elde edebilmek için uzun süreli eğitim ve uygulamalardan geçilerek ulaşılan bir konum iken; iş ise, sahip olunan maddî ve manevî kaynaklar kullanılarak girişilebilecek herhangi bir fikirdir bence.
Örneğin, doktorluk, diş hekimliği, avukatlık, mühendislik, kimyagerlik, araba tamirciliği, çiftçilik birer meslek iken; restoran kafe işletmeciliği, gayrimenkul danışmanlığı, satışçılık, borsacılık, tüccarlık gibi faaliyetler ise birer iş koludur.
Herhangi bir şeyi elde edebilmek için ne kadar bedel ödenirse, o şeyin o kadar sahiplenildiği önermesini de cebimize koyarsak; yaşanan gelişmeler sebebiyle meslek sahiplerine göre iş sahipleri bir taraftan olumlu bir özellik olarak daha esnek olabilmekte diğer taraftan ise çok daha çabuk umutsuzluğa kapılabilmektedir.
Tüm hücrelerim ve benliğimle gayrimenkul danışmanlığı işinin içinde bulunduğum yaklaşık 12-13 yıllık süreçte şu tip dönemler gözlemledim:
- 2015 yılı haziran kasım ayları arası,
- 2016 yılı 15 Temmuz sonrası,
- 2017 nisan ayı anayasa değişikliği oylaması önü,
- 2018 yazı sonrasında yaklaşık bir buçuk yıl,
- 2020 mart ayından itibaren pandemi başlangıcındaki ilk üç ay,
- 2020 yaz aylarındaki düşük faizli uzun vadeli kredi genişlemesi dönemi,
- 2021 eylül 2023 mayıs arası enflasyonun çok altında belirlenen düşük faizli genişleme dönemi ve,
- 2023 mayısından bugüne kadar olan süre…
Dikkat ederseniz, neredeyse aralıksız bir olaylar silsilesi…
Sıraladığım dönemlerden 2020 yaz ayları ile 2021-2023 yılları arasındaki yaklaşık 19 aylık süreler dışındaki neredeyse tüm dönemler belirsizlik, bilinmezlik ve durgunluğun üst seviyeye çıktığı, gündemimizde farklı farklı ama çok tehditkâr olayların yaşandığı dönemler…
Bu kadar çok maddî ve manevî açıdan yaptığınız işe sahiplenme düzeyinizi ölçen bir siyasî, ekonomik koşullar ortamında, işinizi bir meslek haline getirmeye çalışmazsanız, onu sahiplenmek için bir sistem kurmaya çalışıp, bedeller ödemezseniz; gerek işinizin içinde daldan dala gerekse sektörden sektöre geçişleri ciddi şekilde düşünmemeniz mümkün değildir.
GAYRİMENKUL DANIŞMANLARI BİRER GİRİŞİMCİLİKTEN BİRER MESLEK SAHİPLİĞİNE DOĞRU EVRİLMEK VE YUKARIDA SIRALADIĞIM DÖNEMLERİN BİZE ÖRNEKLERİNİ GÖSTERDİĞİ SIK VE UZUN KIRILGAN SÜREÇLERDEN GEÇİŞLERDE İŞİNİ SORGULAMAKTAN KURTULMAK ZORUNDADIR.
Bunun yolu da, meslek sahiplerinin yaptığı gibi, MÜMKÜN OLDUĞU KADAR KISA SÜREDE SINIRLI BİR ALANDA SORUNLARA ÇÖZÜM ÜRETEN BİR UZMAN haline gelmeye çalışmaktan geçer.
Konut piyasası yavaşladığında ticarî mülklere, genel ekonomi durağanlaştığında konutlara, paranın maliyeti ucuzladığında yatırım mülklerine, TL değerlendiğinde yurt içi yerleşikler için yurt dışı gayrimenkul yatırımlarına, TL değer kaybettiğinde yurt dışında yaşayanlar için ülkemizde gayrimenkul alımlarına yönelmek; her şey durduğunda ise işin geleceğini sorgulamak gayrimenkul danışmanlığını bir meslek olarak gören kişilerin yapacakları şeyler değildir.
Ne yazık ki ülkemizdeki iş dünyasında kişilerin finansal ve ticarî okuryazarlık düzeyi, bir sene patates çok tuttu ve iyi kazandırdı diye ertesi sene herkesin patates ektiği ve bu yüzden herkesin zarar ettiği düzeydedir.
En karlı iş fikrini arayıp, herhangi bir aidiyet hissetmeksizin sürekli piyasa koşullarına reaksiyon geliştirerek iş yapmaya çalışmak eminim çok yorucu ve yıpratıcıdır.
Bu yıpratıcı ortamı değerlendirirken, sektör içindeki adil olmayan rekabet ortamını, kuralsızlıkları ya da göz ardı edilen ahlakî değerleri kapsama dahil etmiyorum bile…
İşinizi mesleğiniz haline getirdiğiniz ve doğru bildiklerinizden her ne koşul altında olursanız olun vazgeçmediğiniz günler dilerim.
Haftaya görüşmek üzere…












