Merhabalar, iyi pazarlar.
Gayrimenkul danışmanlığında girilen ilk andan itibaren sıklıkla duyulan ancak bana sorarsanız gerçek dünyada bir karşılığı olmayan bazı konuları sıralamak istiyorum bu hafta sizlere.
İlk konu gayrimenkul danışmanlığında elde edilecek SÜPER VE HIZLI KAZANÇ olsun.
Dört ya da beş günlük bir eğitim alacaksınız ve ertesi gün sokağa çıkıp milyonlar kazanacaksınız, öyle mi?
İnsanlar dört yıl, altı yıl üniversitelerde okuyorlar, bir işin a’dan z’ye tüm detaylarını öğrenmek için üzerine iki üç yıl uzmanlık alanlarında eğitimlerine devam ediyorlar, ardından piyasaya çıkıp beş on yıl çalışıyorlar ve yılda beş milyon kazanamıyorum diye hayıflanmıyorlar.
Gayrimenkul danışmanlığı hemen milyonlar kazanılan, iki üç yıl içinde de evi arabayı değiştirten bir iş olsaydı Zuckerberg, Musk, Gates işlerini bırakır bu işe girerlerdi bence.
Bir başka temel yanlış, danışmanların HER SABAH İŞSİZ OLARAK GÜNE BAŞLADIĞI VE BUGÜN BANA KİM İŞ VERECEK DİYE AVLANMAYA ÇIKTIĞI fikri.
Bir sistem kuramamış, dünden ya da önceki günlerden bir altyapı oluşturmamış kişiler için bu durum doğru olabilir ancak akıllı çalışan danışmanlar sadece kendi bilgi ve tanınma düzeylerini yüksek tutmaya çalışıp kendilerini hazır ve nazır tutabilirlerse, her sabah dünyadaki pek çok kişiden daha büyük potansiyel bir iş sahibi olduklarını düşünüyorum.
En çok kafaları karıştırdığını ve özellikle yeni danışmanları yanlış yönlendirdiğini düşündüğüm konularından birisi de danışmanların CİRO ODAKLI BİR YARIŞ içinde görülmeleri.
Bir kere bir yarıştan bahsedeceksek katılımcıların benzer özelliklerde olduğu adil bir ortam olmalıdır. Yeni taşındığı bir şehirde yeni girdiği bir iş olan bir danışman ile o şehirde en varlıklı insanlarla temas içerisinde geçen yirmi yıllık bir iş hayatının ardından bu işe giren bir danışman arasında nasıl adil bir yarış olabilir?
Ayrıca işin adından yer alan danışmanlık ibaresi, insanlara doğru yolu göstermeye çalışmak demek değil midir?
İnsanların hayatlarında aldığı en zor, en nadir ve en ciddi bir kararlardan birisi olan gayrimenkul alım satım kararlarında, işi danışmanlık yapmak iken; amacı sadece bir şeyler satmak olan bir tezgahtar, bir araba ya da bir sigorta satışçısı gibi ciro, kota vb. satış kriterlerine göre kıyaslanmak ya da sıralanmak kesinlikle doğru mudur?.
Sadece kendi kesesini ve alacağı hizmet bedeli üzerinden elde edeceği sıralamasını umursayan bir kişiye danışman denilebilir mi ya da bu kişinin size verdiği fikirlere tüm samimiyetinizle güvenebilir misiniz?
Bize sunulan her bilginin doğru ve gerçek olmayabileceğini sorguladığımız; işin, zihnimizin ve insan doğasının temelleri üzerine kafa yormadan hiçbir fikri peşinen doğru ve tartışılmaz kabul etmediğimiz günler dilerim.
Haftaya görüşmek üzere…












