Türkiye’de inşaat ve gayrimenkul piyasası ne zaman normale dönecek?
Bugün herkesin sorduğu ama kimsenin net bir cevap veremediği soru bu:
Gayrimenkul piyasası ne zaman normale dönecek?
Aslında sorunun cevabı sadece faiz oranlarında değil.
Dünyada savaşlar devam ediyor, yeni çatışma ihtimalleri artıyor, enerji ve hammadde maliyetleri yükseliyor.Küresel ekonomide yaşanan sıkıntılar ülkelerin tamamını etkiliyor.
Türkiye ise dışa bağımlı ekonomik yapısı nedeniyle bu gelişmelerden çok daha hızlı etkileniyor.
Petrolün, enerjinin ve hammaddenin fiyatı arttığında bunun faturası doğrudan Türkiye’de üretim maliyetlerineyansıyor.
İnşaat sektöründe ise bu faturanın bedeli çok ağır.
Müteahhit artan maliyetlerle mücadele ediyor.
Vatandaş düşük fiyatlar bulabilmesine rahmen bekliyor. Yatırımcı da bekliyor.
Emlakçı ise satış yapamadığı halde kira, personel, vergi, reklam ve diğer işletme giderlerini ödemeye devamediyor.
Sonuç?
Sektörün bütün zinciri ciddi bir baskı altında.
84 BİN EMLAK İŞLETMESİ RİSK ALTINDA
Bugün yaklaşık 84 bin emlak işletmesinin faaliyet gösterdiği bir sektörden bahsediyoruz.
Ancak işletme giderleri sürekli artarken piyasanın aynı oranda büyümemesi, özellikle küçük ve orta ölçekli emlakişletmelerini ciddi şekilde zorluyor.
Faizlerin yüksek olması, konut kredilerine erişimin zorlaşması ve vatandaşın satın alma gücünün düşmesi gayrimenkultalebini doğrudan etkiliyor.
Ve bunun sonucunda emlakçı satış yapamıyor.
Satış olmayınca gelir yok.
Gelir olmayınca işletme ayakta kalamıyor.
Bugün emlakçının karşı karşıya olduğu sorun artık sadece “satış yapamamak” değil. Ayakta kalabilmek.
EMLAKÇILAR BİR BİR KEPENK İNDİRİYOR
Yaklaşık 7 bin işletmenin kapandığı bir süreçten söz ediyoruz.
Ben bu sayının yıl sonuna kadar 15 bin seviyelerine ulaşabileceğini düşünüyorum.
Çünkü bugün sektörde faaliyet gösteren birçok işletme aynı soruyu soruyor:
“Daha ne kadar dayanabilirim?”
Kısa vadede sektör açısından güçlü bir ışık görünmüyor.
İşte tam da bu nedenle sektör temsilcilerine, kamu kurumlarına ve karar vericilere önemli bir görev düşüyor.
Artık sadece sektörün sorunlarını konuşmak yetmez.Çözüm üretmek gerekiyor.
SADECE FAİZİ DÜŞÜRMEK YETMEZ
Gayrimenkul piyasasını sadece faiz indirimiyle canlandırmaya çalışmak doğru bir yaklaşım değil.Faiz düşebilir.
Ama vatandaşın alım gücü yoksa yine konut alamaz.Kredi faizleri düşebilir.
Ama krediye erişim zor ise yine konut alınamaz.Piyasaya para girebilir.
Ama yatırımcı geleceğe güvenmiyorsa yine yatırım yapmaz.Bu nedenle yapılması gereken çok daha kapsamlı.
Vatandaşın alım gücü artırılmalı.
Konut finansmanına erişim kolaylaştırılmalı.
Yatırımcının güveni yeniden tesis edilmeli.
Gayrimenkul yatırımının önündeki yapısal sorunlar çözülmeli.
Ve en önemlisi;
Sektörün gerçek sorunları masaya yatırılmalı.
2027’NİN İKİNCİ YARISI KRİTİK BİR DÖNEM OLABİLİR
Benim beklentim, ekonomik koşulların iyileşmesi ve faiz oranlarının gerilemesi halinde 2027 yılının ikinci yarısındanitibaren gayrimenkul piyasasında kademeli bir hareketlenmenin başlayabileceği yönünde.
Ayrıca Türkiye’nin seçim atmosferine yaklaşmasıyla birlikte piyasadaki para hareketliliğinin ve ekonomik beklentilerindeğişmesi de mümkün.
Ancak burada çok önemli bir nokta var:
Para arzındaki artış tek başına çözüm değildir.
Eğer bu süreç vatandaşın alım gücüne, krediye erişime ve yatırımcı güvenine yansımadığı sürece gayrimenkul piyasasındakalıcı bir normalleşme beklemek doğru olmaz.
PEKİ NE ZAMAN NORMALE DÖNECEK?
Bunun bugün için kesin bir tarihi yok.
Ama şunu net olarak söyleyebilirim:
Gayrimenkul piyasası kendiliğinden düzelmeyecek.Ekonomik istikrar,
düşen finansman maliyetleri,artan alım gücü,erişilebilir konut kredileri,
yatırımcı güveni ve sektörün önündeki yapısal sorunların çözülmesi gerekiyor.
Bunlar gerçekleşirse 2027’nin ikinci yarısından itibaren kademeli bir toparlanma görebiliriz.
Gerçekleşmezse bugün yaşadığımız durgunluk daha uzun yıllara yayılabilir.
ARTIK SEKTÖRÜN SESİNİ DUYMAK GEREKİYOR
Bugün binlerce emlak işletmesi ayakta kalma mücadelesi veriyor.Birçok işletme kapanıyor.Birçok emlakçı sektördençıkmayı düşünüyor.Ama hâlâ tartıştığımız konuların önemli bir bölümü sektörün gerçek gündeminden uzak.
Sektör temsilcileri artık gerçekten sahaya inmeli.
Emlakçının, müteahhidin, yatırımcının ve vatandaşın sorunlarını aynı masada değerlendirmeli.
Çünkü mesele sadece emlakçıların meselesi değil.İnşaat durursa üretim durur.
Gayrimenkul durursa yatırım durur.
Yatırım durursa ekonomi yavaşlar.
Bu nedenle gayrimenkul sektörüne artık günü kurtaracak değil, geleceği kurtaracak politikalar gerekiyor.
Sektör daha fazla bekleyemez.
Tedbir bugün alınmalı.
Çünkü yarın çok geç olabilir.












