Altından Gayrimenkule Dönüş…

Mars Gayrimenkul'den Samet Hızalan'ın yazısı...

Türk milleti için altın; geleneklerin, ekonomik güvenin ve kültürel bağların vazgeçilmez bir simgesidir. Tarihsel köklerinden sosyal yaşamına kadar altın, Türk kültüründe çok derin bir yere sahiptir.

Düğün ve Kutlamalar: Doğumdan evliliğe kadar hayatın her önemli dönüm noktasında altın hediye etmek köklü bir gelenektir. Gelinlere takılan altınlar hem ailenin birliğini simgeler hem de çifte finansal destek sağlar.

Orta Asya Türk mitolojisinde ve şamanizmde altın, gücü, sonsuzluğu ve bereketi temsil eden kutsal bir metal olarak kabul edilmiştir.

Enflasyondan Korunma: Türk insanı, enflasyona ve kur dalgalanmalarına karşı birikimlerini korumak için altını en güvenilir liman olarak görür.

Finansal Güvence: Kültürel olarak “yastık altı” birikim, zor zamanlar için el altında bulundurulan en hızlı likit (nakde çevrilebilir) varlıktır.

Sosyal Statü ve Prestij

Takı Kültürü: Altın takmak sadece bir süslenme aracı değil, aynı zamanda aile içindeki saygınlığın, gücün ve toplumsal statünün de bir göstergesidir.

Miras ve Emanet: Altın ziynet eşyaları genellikle aile yadigârı olarak nesilden nesile aktarılan manevi miraslardı.

Fakat altın son zamanlarda Dünya’da ki gelişmelerle birlikte stabil bir çizgide beklemekte.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bu yıl içerisinde çok önemli bir setini detayla­rıyla paylaşıyor. “Hane halkı Bek­lenti Anketi”.

 Ocak’tan Nisan’a kadar gelen veriye baktığımızda yatırım tercihlerinde kü­çük bir oynama değil, yön değişimi olduğunu görüyoruz.

Hane halkının altın tercihi Ocak’ta %52,8 seviyesindeyken Nisan’da %48,8’e ge­riliyor. Aynı dönemde gayrimenkul tercihi Ocak’ta %31,2 civarındayken Nisan’da %33,4’e sıçrıyor. Yani aslında iki varlık arasında bir yer değiştirme var. Bu da bize şunu söylüyor. Bu kayma sadece fiyat beklentisiyle değil, yatırım davranışındaki yeniden konumlanmayla ilgili.

Altın tarafındaki geri çekilme ile birlik­te gayrimenkule yönelişi tek başına “kar re­alizasyonu” ile açıklamak bana eksik geliyor. Evet, son dönemde altındaki güçlü perfor­mans sonrası yatırımcıların bir kısmının po­zisyon kapatıp farklı varlıklara yönelmesi ol­dukça doğal. Ama bu veri daha derin bir şeyi işaret ediyor.

Vatandaş sadece “değe­rini koruyan” değil, aynı zamanda “nakit akı­şı üreten” bir varlık arıyor.

Altın bu anlamda güçlü ama aktif bir yatırım değil.

Gayrimenkul ise kira geliri ile birlikte daha aktif bir yatı­rım imkanı sunuyor. Üstelik hanehalkı enf­lasyon beklentisinin %50’nin üzerine çıktı­ğı bir ortamda, parayı elde tutmanın maliye­ti de artıyor. Dolayısıyla bu geçişi sadece kısa vadeli bir hareket olarak değil, yatırım davra­nışında yavaş yavaş yerleşen bir yön değişimi olarak okumak daha doğru olur.

Yüksek enflasyon, ekonomik dalgalanmalar ve kısa vadeli kazanç beklentisi, yatırımcıyı gayrimenkulden uzaklaştırıp altına yönlendirdi. Özellikle “ev satıp altın almak” artık piyasada sık duyduğumuz bir yatırım refleksi haline geldi.

Çünkü altın; hızlı hareket eden, kolay nakde dönebilen ve kriz dönemlerinde güven veren bir yatırım aracı olarak öne çıktı. Buna karşılık gayrimenkul piyasasında artan maliyetler, krediye erişim zorluğu ve durağanlaşan satış hacmi yatırımcının iştahını azalttı.

Ancak bugün tablo yeniden değişmeye başladı.

Tapu işlemlerinde dijitalleşmenin hızlanması, güvenli ödeme sistemlerinin yaygınlaşması ve kayıt dışılığı azaltmaya yönelik yeni adımlar, gayrimenkul sektöründe yeniden güven iklimi oluşturuyor. Özellikle WebTapu ve dijital işlem altyapılarının gelişmesiyle birlikte sektör daha şeffaf ve daha kurumsal bir yapıya doğru ilerliyor.  

Bugün yatırımcı artık sadece “ne kadar kazandırır?” sorusuna bakmıyor. Aynı zamanda “hangi yatırım beni daha güvende tutar?” sorusunu da soruyor.

İşte tam bu noktada gayrimenkul yeniden önem kazanıyor.

Çünkü altın değer saklar ama yaşam üretmez. Gayrimenkul ise hem kullanım değeri olan hem kira getirisi sağlayan hem de uzun vadede nesilden nesile aktarılabilen güçlü bir yatırım aracıdır. Özellikle arsa, konut ve ticari gayrimenkulde doğru lokasyon seçimi yapan yatırımcı için taşınmaz hâlâ Türkiye’nin en güçlü güvenli limanlarından biri olmaya devam ediyor.

Diğer taraftan sektörde artık eski dönem kapanıyor. Elden ödeme, düşük bedel gösterme ve kayıt dışı ilerleyen süreçlerin yerini daha denetlenebilir sistemler alıyor. Bu dönüşüm tamamlandığında piyasadaki güven sorununun önemli ölçüde azalacağını düşünüyorum.

Elbette sadece dijitalleşme tek başına yeterli değil. Gerçek piyasa değerlerinin doğru belirlenmesi, ekspertiz sisteminin güçlenmesi ve finansal şeffaflığın tam anlamıyla sağlanması gerekiyor. Ancak atılan adımlar, sektörün geleceği açısından oldukça önemli.

Ben önümüzdeki dönemde yatırımcı psikolojisinin yeniden gayrimenkule döneceğine inanıyorum. Çünkü kısa vadeli kazanç dönemleri geçici olabilir; fakat toprak, konut ve üretilebilir taşınmaz her zaman kalıcıdır.

Belki de gerçekten yön yeniden altından tapuya dönüyordur.

Bir Kurban Bayramına daha erişmenin mutluluğu ve heyecanını yaşıyoruz.
Bayramların bizim kültürümüzde çok özel bir yeri vardır. Bayramlar sevgiye, barışa, dostluğa, kardeşliğe, birlik ve beraberliğe açılan kapılardır.

Kurban Bayramımızın ülkemize, milletimize, İslam alemine ve tüm insanlığa, huzur, mutluluk, selamet getirmesini temenni eder. Hayırlı bayramlar dilerim..

Exit mobile version