ATO Emlak Komite Başkanı ve Meclis Üyesi Kenan Bayram'ın açıklaması şu şekilde:
1 Şubat itibarıyla bazı meslek kollarına getirilen yıllık ek vergi ve harç uygulaması, özellikle küçük ölçekli esnaf açısından kabul edilebilir olmaktan uzaktır. Bugün sahada gördüğümüz tablo şudur: Zaten ciddi bir ekonomik darboğazdan geçen esnafımız, hazırlıksız yakalandığı bu ek yükün altında ezilmektedir.
Burada çok net ifade etmek isterim ki; bizler devletimize vergi ödemeye karşı değiliz. Aksine, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlarda üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız ve katkı sunmaya hazırız. Ancak vergilendirme adil, öngörülebilir ve uygulanabilir olmak zorundadır. Sektör temsilcilerinin görüşleri alınmadan, sahadaki gerçekler dikkate alınmadan yapılan düzenlemeler ciddi mağduriyetler doğurmaktadır.
Uygulamada tespit ettiğimiz sorunlardan bazılarını özellikle paylaşmak istiyorum:
• Şirket kayıtlarında geçmişte alt faaliyet olarak yer almış ancak fiilen hiç yapılmamış işler nedeniyle, hiçbir belge alınmamış olmasına rağmen yüksek tutarlı vergi matrahları oluşturulmuştur.
• 1 Şubat’tan önce esnaf odası veya ticaret odası kaydı bulunan, hatta iki firması olup birinin belgesini zamanında iptal etmiş kişilere dahi iptal edilen firmalar üzerinden vergi borcu tahakkuk ettirilmiştir.
• Geçmişte vergi kaydını ve oda kaydını tamamen sildirmiş, bugün fiilen faaliyeti olmayan kişilere dahi bu borçlar yansıtılmıştır.
• Yıl içinde adres değişikliği yapan, unvan veya hisse yapısı değişen firmalar, aynı yıl içerisinde yeniden bu vergiyle karşı karşıya kalmaktadır.
• En önemlisi de; bu hataların düzeltilmesi için muhatap bulunamamakta, esnafımız ciddi bir belirsizlik içinde bırakılmaktadır.
Bir diğer önemli husus ise meslekler arası dengesizliktir. Örneğin bazı meslek gruplarında yıllık 20.000 TL gibi tutarlar konuşulurken, gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren emlak danışmanlarına 40.000 TL gibi çok daha yüksek bedeller yüklenmiştir. Bu farkın hangi kritere göre belirlendiği sahada anlaşılamamakta, adeta “emlakçılar daha fazla kazanıyor” algısı oluşturulmaktadır. Oysa bugün sektörümüzde alım-satımlar düşmüş, birçok ofis ayakta kalma mücadelesi vermektedir.
Bu uygulamanın bir başka tehlikeli sonucu da kayıt dışılığın teşvik edilmesidir. Çok sayıda esnaf, bu yükü kaldıramadığı için belgesini ve kaydını iptal etme yoluna gitmektedir. Bu durum ne devletimizin ne de ekonomimizin yararınadır.
Kendi sektörüm adına özellikle ifade etmek isterim ki; emlak ruhsatı ve taşınmaz ticaret belgesi kapsamında alınan bu bedellerin, 1 Şubat gibi kısa bir sürede ve peşin şekilde tahsil edilmesi mümkün değildir. Üstelik bunun tek seferlik değil, sürekliliği olan bir uygulama olması, endişeleri daha da artırmaktadır.
Bu nedenle taleplerimiz nettir:
• 1 Şubat tarihi ileri bir tarihe ertelenmelidir.
• Ödemeler, esnafın rahat nefes alabileceği uzun vadeli ve makul taksitlere bölünmelidir.
• Fiilen faaliyeti olmayan, sadece isim olarak kaydı bulunan firmalar bu kapsamdan çıkarılmalı, hukuki sorunlara yol açmadan bu tahakkuklar iptal edilmelidir.
• En önemlisi, sektör temsilcileriyle istişare edilerek uygulama yeniden düzenlenmelidir.
Küçük ölçekli esnafı koruyamazsak, ekonominin bel kemiğini zayıflatmış oluruz. Bu sorunların ivedilikle yetkili mercilerle görüşülmesi ve sahadaki gerçeklere uygun şekilde düzeltilmesi artık bir zorunluluktur.







