TÜGEM Kurucu Genel Başkanı Hakan Akdoğan, arsa ve arazi piyasasındaki bu çarpıcı değişimi değerlendirerek yatırımcılara hayati uyarılarda bulundu.
Enflasyon Toprağı Eritti: Yatırımcı Reel Olarak Kayıpta
Açıklanan son verilere göre; Türkiye genelinde bağ, bahçe ve tarla vasıflı arazilerin ortalama metrekare fiyatı Mayıs 2026 itibarıyla 766 TL’ye yükseldi. Ancak bu yükseliş, yıllık bazda yalnızca %14,67’lik bir değer artışına tekabül etti. Yıllık enflasyonun (TÜFE) %32,37 seviyesinde gerçekleştiği aynı dönem göz önüne alındığında, toprak yatırımı nominal olarak kazandırıyor gibi görünse de, yatırımcısına reel bazda yaklaşık %13 ila %14 arasında kaybettirdi.
Üç İl Enflasyona Meydan Okudu
Türkiye genelinde sadece sınırlı sayıdaki şehir enflasyon canavarını alt etmeyi başardı. Arazi yatırımlarında enflasyonun üzerinde getiri sağlayarak yatırımcısının yüzünü güldüren iller şu şekilde sıralandı:
- Diyarbakır: %69,34
- Kırşehir: %61,62
- Hakkâri: %47,75
Arazi Piyasasındaki Durgunluğun 3 Temel Nedeni
Piyasadaki bu durgunluğu ve fiyatların enflasyonun altında kalmasını yorumlayan TÜGEM Kurucu Genel Başkanı Hakan Akdoğan, son iki yıldır yaşanan doygunluğun arkasında üç ana neden olduğunu belirtti:
- Pandemi Sonrası Denge Arayışı: Pandemi döneminde şehirden kaçış dalgasıyla arazi fiyatları kontrolsüz şekilde birkaç katına çıkmıştı. Şu an piyasa bu aşırı yükselişin dengelenme sürecini yaşıyor.
- Yüksek Faiz Ortamı: Arazi, yapısı gereği düzenli bir kira getirisi üretmiyor. Yüksek faiz ortamında yatırımcılar, daha likit ve düzenli nakit akışı sağlayan alternatif araçlara yöneliyor.
- Uzayan İmar Süreçleri: “Bir gün nasılsa imar gelir” düşüncesiyle hareket eden yatırımcılar, bürokratik süreçlerin beklenenden uzun sürmesi nedeniyle artık daha temkinli yaklaşıyor.
Üç Büyükler Doygunluğa Ulaştı, Rota Anadolu’ya Döndü
İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde fiyatların belirli bir doygunluk noktasına ulaştığını ifade eden Akdoğan, yatırımcıların artık ikinci halkadaki şehirlerde “büyüme hikâyesi” aradığını vurguladı.
“Büyükşehirlerde yüzde bazında yeni sıçramalar yapmak artık çok zor. Yatırımcı İstanbul’dan tamamen vazgeçmiş değil ancak artık İstanbul’da ‘her toprak değerlenir’ dönemi sona erdi. Yatırımcılar; sanayi yatırımları, organize sanayi bölgeleri (OSB), lojistik koridorları ve yeni ulaşım projelerinin yer aldığı, başlangıç fiyatlarının görece düşük olduğu Anadolu şehirlerine yöneliyor.”
Arsa mı, Arazi mi? İşte Kazandıran Formül
Bugünün piyasa koşullarında konut imarlı arsaların bir adım önde olduğunu belirten Hakan Akdoğan, arsa yatırımında gelecekteki kullanım senaryosunun, değerlemenin ve çıkış stratejisinin daha net olduğunu ifade etti. Sabır gerektiren arazi yatırımları içinse şu formülü paylaştı:
“Pandemi döneminde sadece arazi almak yeterliydi; bugün ise doğru araziyi seçmek gerekiyor. Artık kazandıran şey toprak değil, lokasyon bilgisidir. Toprak hâlâ güvenli liman olabilir ama artık tek başına yeterli değil; doğru lokasyon, doğru hikâye ve doğru zamanlama şart.”
Doğru Toprak Nasıl Seçilir? 3 Altın Kural
Gayrimenkul uzmanları, elinde nakit gücü bulunan ve toprağa yatırım yapmak isteyen vatandaşların şu 3 kritik göstergeyi takip etmesini öneriyor:
- Ulaşım Yatırımları: Yeni yol, metro, çevre yolu, liman veya hızlı tren projeleri fiyat hareketlerinin öncü göstergesidir.
- Nüfus ve İstihdam Hareketleri: İnsan hareketliliğinin olmadığı yere sermaye de gitmez. Göç alan, istihdam yaratan bölgeler uzun vadede her zaman avantajlıdır.
- İmar Değil, Yatırım Planları: Sadece imar planlarına takılmayın. Bölgedeki OSB, üniversite, teknoloji merkezi veya büyük kamu yatırımları, imardan çok daha güçlü bir değer yaratır.
Yatırımcılara Son Tavsiye: Bütçenizi Bölün
Günümüz piyasasında tek bir bölgeye veya tek bir parsele tüm nakdi bağlama döneminin bittiğini hatırlatan uzmanlar; bütçenin bir kısmının kısa ve orta vadeli konut imarlı arsalara, bir kısmının ise gelişim aksındaki arazilere bölünmesini tavsiye ediyor. Tapu niteliği, imar durumu, kadastro yolu ve resmi kurum yatırımları detaylıca incelenmeden kesinlikle imza atılmamalıdır.
