1956 Öncesi Taşınmazlar Doğrudan Kamunun Oluyor
Yeni düzenlemenin merkezinde, 1956 yılından önce fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş ancak resmi kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış araziler yer alıyor. Yeni Şafak’ın haberine göre; yol, okul, hastane, karakol gibi kamusal alan olarak kullanılan bu taşınmazlar, geçmişe dönük olarak resmi şekilde kamulaştırılmış sayılacak. Böylece mülkiyet tartışmalarının hukuki bir hamleyle tamamen bitirilmesi amaçlanıyor.
Tapu İadesi ve Güncel Bedel Talebi Dönemi Kapanıyor
Kanun teklifinin yasalaşması halinde, söz konusu arazilerin eski sahipleri ya da mirasçıları artık hiçbir şekilde mülkiyet hakkı iddiasında bulunamayacak ve tapu iadesi talep edemeyecek.
Vatandaşların hak arayışına getirilen en büyük sınırlandırma ise ödenecek bedel noktasında ortaya çıkıyor. Taşınmaz sahiplerine arazinin bugünkü piyasa değeri değil, kamu hizmetine ayrıldığı tarihteki rayiç bedel üzerinden ödeme yapılacak. Yani vatandaşlar, arazinin günümüzdeki değerini değil, on yıllar önceki ekonomik karşılığını talep edebilecek.
Devam Eden Davalar Reddedilecek!
Teklifin en çok tartışma yaratacak maddelerinden biri de yargı süreci devam eden dosyaları kapsıyor. 1963 yılından sonra açılmış veya halen mahkemelerde mülkiyet/bedel talebiyle görülmekte olan tüm davaların reddedilmesi öngörülüyor.
Arazilerin doğrudan ilgili kamu kurumları adına tescil edilmesinin önü açılırken, dava süreçlerinde mülk sahiplerinin karşısına çıkan harç ve vekâlet ücretleri de maktu (sabit) tutar üzerinden hesaplanacak.
En Çok Mirasçılar Etkilenecek
Bu düzenlemeden en büyük darbeyi, ebeveynlerinden veya aile büyüklerinden kalan tapu kayıtlarında adları geçen ancak arazileri uzun yıllardır devlet tarafından kullanılan mirasçılar alacak. Geçmişte “kamulaştırmasız el atma” gerekçesiyle hak arayan ya da dava açmaya hazırlanan binlerce vatandaş, yeni yasa yürürlüğe girdiğinde geçmişe dönük hak iddia edemeyecek.
