“Klasik emlakçılığın” dijitalleşme ve yapay zekayla evrilerek “modern gayrimenkul danışmanlığına” dönüştüğünü belirten Özdemir, bu alanın gelecekte asla kaybolmayacak, yüksek gelir potansiyelli güçlü bir kariyer kapısı olduğunu vurguladı.
Sektörde “Profesyonel” Dönüşüm ve İstihdam Fırsatları
Gençlerin teknoloji odaklı çalışma modelleri ve küresel ticaret imkanları sayesinde gayrimenkul sektörüne ilgisinin arttığını ifade eden Bilge Özdemir, GPPS üyelerinden yola çıkarak çarpıcı veriler paylaştı. Platform üyelerinin %45’inin inşaat/proje geliştirme, %40’ının outsource pazarlama/satış ve %15’inin GYO (Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı) profesyonellerinden oluştuğunu belirterek şu noktalara dikkat çekti:
- Büyük İstihdam Potansiyeli: Türkiye genelinde inşaat, proje geliştirme ve GYO kapsamında faaliyet gösteren yaklaşık 130 bin firma bulunuyor. Kentsel dönüşüm ve konut ihtiyacı sürdüğü müddetçe bu projelerin pazarlama ve satış personeli ihtiyacı da kalıcı olacak.
- Girişimcilik ve Finansal Özgürlük: 90’lı yıllardan bu yana gelişimine öncülük ettiği proje pazarlama sektörünün, gençlere finansal özgürlük ve kendi işini kurma (outsource firma girişimleri) fırsatı sunduğunu belirten Özdemir, Türkiye genelinde bu tarz profesyonel ofislerin sayısının 100’ü aştığını müjdeledi.
- Kurumsal Yapılara Yönelim: Türkiye’deki 111 bin yetki belgeli emlak işletmesinin yaklaşık 25 bininin ulusal ve uluslararası kurumsal markalar altında hizmet verdiğini aktaran Özdemir, geleneksel yapılardan kurumsal ve maaş garantili profesyonel yapılara doğru güçlü bir geçiş trendi yaşandığını ifade etti.
Eğitim Kurumlarına Radikal Müfredat Önerileri
Üretim ve hizmet sektörünün etle tırnak gibi ayrılmaz bir parçası olan emlak ve gayrimenkul yönetimi bölümlerinin, modern dünyanın gereksinimlerine göre güncellenmesi gerektiğini savunan GPPS Kurucu Başkanı Bilge Özdemir, üniversitelere şu 4 kritik vizyonu önerdi:
1. Zorunlu İngilizce Hazırlık Eğitimi
Yabancı yatırımcıların Türkiye’deki taleplerini yönetmek ve yerli yatırımcıların yurt dışı gayrimenkul koordinasyonunu sağlamak adına İngilizce artık bir tercih değil, ticaretin kuralıdır. Üniversiteler bünyesindeki bu bölümlere kesinlikle zorunlu İngilizce hazırlık sınıfı getirilmelidir. Bu hamle, Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA) üyesi okulların öğrenci değişim programlarına da büyük avantaj sağlayacaktır.
2. Mesleki Staj Çeşitliliği
Öğrencilerin hem üretim hem de hizmet kanadını öğrenmesi için zorunlu stajlar çeşitlendirilmelidir. Staj programları; İnşaat/Proje firmaları, GYO’lar, Outsource Pazarlama firmaları ve kurumsal emlak ofislerinde ayrı ayrı planlanmalıdır. İstanbul gibi metropollerde GYODER, İNDER, KONUTDER ve AYİDER gibi sektörel dernekler bu staj süreçlerine destekleyici rol üstlenmelidir.
3. Yapay Zekâ ve Dijital Okuryazarlık Dengesi
Sektörde genç bir dönüşüm başlatmak adına, üniversiteler ders programlarına yapay zekâ destekli analiz araçlarını, veri okumayı, yatırım analizini ve sosyal medya uygulamalarını dahil etmelidir.
4. Sektör ve Üniversite İş Birliği
Emlak pazarlaması “ticari” bir faaliyetken, gayrimenkul proje pazarlaması “profesyonel” bir disiplindir. Üniversiteler, her iki alanın da rol modellerini akademik ortamda öğrencilerle buluşturarak erken dönemde sektör teması sağlamalıdır.
