Türkiye’de Gayrimenkul Neden Hiç Gündemden Düşmüyor?

Gayrimenkul danışmanı Uğur Karaarslan'ın kaleminden; gayrimenkulün yatırımın ötesinde, yaşamı ve şehirleri şekillendiren bir olgu olduğuna dair bir bakış:

gayrimenkul kapak fotoğrafı

Türkiye’de herhangi bir sohbet ortamında yeterince uzun kalırsanız konu dönüp dolaşıp bir noktada gayrimenkule gelir.

Kimi yeni aldığı evden bahseder.

Kimi satmayı düşündüğü arsadan.

Kimi yıllar önce almadığı bir daire için hâlâ “Keşke alsaydım” der.

Kimi de bugün aldığı bir mülkün gelecekte ne kadar değerleneceğini hesaplar.

İlginç olan ise bu sohbetlerin yalnızca yatırımcılar arasında geçmemesidir. Öğrenciden emekliye, memurdan esnafa kadar toplumun çok farklı kesimleri gayrimenkulle ilgilenir, onu takip eder ve üzerine konuşur.

Peki neden?

Çünkü Türkiye’de gayrimenkul yalnızca bir yatırım aracı değildir.

Aslında çoğu zaman insanların satın aldığı şey bir daire ya da bir arsa değil; güven duygusudur.

Yıllarca çalışarak oluşturulan birikimlerin korunmasıdır.

Çocukların geleceği için yapılan bir plandır.

Bazen emeklilik döneminde ek gelir beklentisidir.

Bazen de “başımı sokacak bir evim olsun” düşüncesidir.

Bu nedenle gayrimenkulün Türkiye’deki yeri, birçok ülkedeki yatırım anlayışından farklıdır.

Bir hisse senedi ya da yatırım fonu rakamlardan ibaret olabilir. Ancak bir evin içinde hayat vardır.

Anılar vardır.

Komşuluk vardır.

Geleceğe dair beklentiler vardır.

Belki de bu yüzden aynı daireye bakan iki kişi tamamen farklı şeyler görür.

Birisi yaşam alanı görür.

Birisi yatırım fırsatı görür.

Birisi çocuklarının büyüyeceği evi hayal eder.

Bir başkası ise yılların emeğinin karşılığını.

Gayrimenkulü ilginç yapan da tam olarak budur.

Çünkü bu sektör yalnızca yapılardan ibaret değildir.

Ekonomiyi içinde barındırır.

Şehirlerin gelişimini içinde barındırır.

İnsan davranışlarını içinde barındırır.

Hatta bazen toplumun geleceğe dair beklentilerini bile içinde barındırır.

Bir mahallenin değer kazanması yalnızca yeni binaların yapılmasıyla açıklanamaz.

Yeni ulaşım hatları, eğitim yatırımları, ticaret alanları, istihdam olanakları ve nüfus hareketleri bir bölgenin geleceğini şekillendirir.

Bugün sıradan görünen bir bölge, birkaç yıl sonra şehrin en çok konuşulan noktalarından biri haline gelebilir.

Aynı şekilde bugün gözde olan bir bölge de zaman içerisinde cazibesini kaybedebilir.

Bu yüzden gayrimenkule bakarken yalnızca binaya bakmak çoğu zaman yeterli değildir.

Bazen sokağa bakmak gerekir.

Bazen mahalleye.

Bazen de şehrin tamamına.

Çünkü bir gayrimenkulün hikâyesi çoğu zaman kapısından başlamaz.

O hikâye; bulunduğu şehirde, bölgesinde ve çevresinde çok daha önce yazılmaya başlanmıştır.

İşte bu nedenle gayrimenkulü yalnızca alım-satım işlemlerinden ibaret görmek büyük resmi kaçırmamıza neden olur.

Gayrimenkul; şehirleri, insanları, ekonomiyi ve yaşam biçimlerini birlikte okuyabilme sanatıdır.

Bu köşede de zaman zaman o büyük resme bakmaya çalışacağız.

Bazen bir mahallenin neden değer kazandığını konuşacağız.

Bazen yatırım kararlarını etkileyen görünmeyen faktörleri.

Bazen de bir yapının gerçek değerini belirleyen ama çoğu kişinin gözden kaçırdığı detayları.

Çünkü doğru kararlar çoğu zaman herkesin gördüğüne bakarak değil, herkesin gözden kaçırdığını fark ederek verilir.

Ve belki de gayrimenkulün en ilginç tarafı tam olarak budur.

Exit mobile version