İstinaf Süreci Neden Uzuyor? Hızlandırmak Mümkün mü?
Bölge Adliye Mahkemelerinin temel amacı yargılamayı hızlandırmak olsa da, günümüzde artan iş yükü nedeniyle dosyaların sonuçlanması genellikle bir yılı aşabiliyor. Bu nedenle 8-10 aylık bekleme süreleri maalesef mevcut sistemde “olağan” kabul ediliyor.
Ancak burada kritik bir detay var: Tehir-i İcra (İcranın Geri Bırakılması).
- Eğer kiracı, yerel mahkemenin tahliye kararını istinafa taşırken icrayı durdurmak için gerekli teminatı yatırmadıysa ve mahkemeden icranın geri bırakılması kararı almadıysa; ev sahibi dosyanın istinaftan dönmesini beklemeden tahliye işlemlerini başlatabilir.
- Bu karar alınmamışsa, dosya üst mahkemede olsa dahi icra müdürlüğü aracılığıyla tahliye süreci işletilebilir.
Kira Tespit Davası Tahliye Hakkına Engel mi?
Pek çok ev sahibi, kira artışı veya kira tespit davası açtığında “mevcut kiracılık ilişkisini kabul etmiş” sayılacağını ve bu durumun derdest olan tahliye davasını düşüreceğini endişe eder. Ancak hukuk mantığı burada net bir ayrım yapar:
- Tahliye Davası ile Kira Tespiti Çelişmez: Kiracı evi fiilen tahliye edene kadar, taşınmazı kullanmaya devam ettiği süre boyunca güncel rayiç bedel üzerinden ödeme yapmalıdır.
- Hak Kaybı Oluşmaz: Yeni dönem için kira tespit davası açmak, süregelen tahliye talebinden vazgeçildiği anlamına gelmez. Sadece tahliye gerçekleşene kadar geçecek sürede mülk sahibinin ekonomik kaybının önlenmesini sağlar.
- Beşinci Yıl Sınırı: Kanunen kiranın piyasa değerine çekilebilmesi için gereken 5 yıllık süre dolduğunda, tahliye davası sonuçlanmamış olsa bile kira tespit davası açılabilir.
İstinaf süreci devam ederken, 5. yılını dolduran kiracıya karşı kira tespit davası açılmasında hukuki bir sakınca yoktur. Bölge Adliye Mahkemesi’nin yerel mahkeme kararını bozma ihtimali de göz önüne alındığında, mülk sahiplerinin kira bedelini güncel tutma haklarını kullanmaları stratejik bir önem taşır.














