Ailevi Yükümlülükleri İhlal Eden Miras Payından Mahrum Kalıyor
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 510. maddesi uyarınca mirasbırakan, saklı paylı mirasçısını belirli ağır kusurlu durumlarda mirastan çıkarabiliyor. Madde kapsamında, mirasçının aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan ödevlerini önemli ölçüde yerine getirmemesi açık bir mirasçılıktan çıkarma sebebi sayılıyor.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2019/5571 Esas ve 2021/471 Karar sayılı ilamına konu olan olayda; evi terk eden, ailesiyle tüm sosyal ve beşeri bağlarını koparan, anne ve babasının ciddi hastalık ve ameliyat süreçlerinde dahi ziyarete gitmeyip bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen bir mirasçının vasiyetname yoluyla mirastan çıkarılması karara bağlandı.
Yüksek Mahkeme, bu tür eylemlerin TMK 510/2 maddesi kapsamında “aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ağır derecede ihlali” teşkil ettiğine ve murisin tasarrufunun geçerli olduğuna hükmetti.
Saklı Pay Korunmuyor: Taşınmaz Paylaşımında Yeni Dönem
Miras davalarında en sık karşılaşılan durumlardan biri, çocukların yasal “saklı pay” güvencesine dayanarak tenkis (mirasın geri alınması) davası açmasıdır. Ancak TMK 510 hükmüne dayanan bu emsal karar ile birlikte:
- Mirastan geçerli bir gerekçeyle çıkarılan evlat, saklı pay hakkını da tamamen kaybediyor.
- Mirasçılıktan çıkarılan kişi terekeden pay alamadığı gibi saklı payı için dava da açamıyor.
- Murisin üzerinde bulunan konut, arsa, tarla veya ticari taşınmazlar, mirasçılıktan çıkarılan kişiye geçmeksizin diğer hak sahiplerine paylaştırılıyor.
Vasiyetname Hazırlayanlar İçin Hayati Uyarı
Hukukçular, ailevi yükümlülüklerini yerine getirmeyen bir çocuğu mirastan çıkarmak isteyen anne ve babaların vasiyetnamelerinde bu gerekçeleri net, somut ve ispatlanabilir olaylarla açıklaması gerektiğinin altını çiziyor. Gerekçesiz veya delillendirilemeyen iddialar, vasiyetnamenin iptali riskini doğurabiliyor. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019/5571 E., 2021/471 K. sayılı karar, vasiyetnamede somutlaştırılan ve tanık/belge ile desteklenen “ilgilenmeme ve terk etme” olgusunun miras mahrumiyeti için yeterli görüleceğini net bir biçimde gösteriyor.












