Otomotiv sektöründeki kurumsal satış deneyimini gayrimenkule taşıyan Aylin Bayraktar; bugün gayrimenkul danışmanlığı, eğitmenlik, koçluk ve ofis yöneticiliğini bir arada yürütüyor. Nörobilimden teknolojiye, kişisel farkındalıktan kurumsal sisteme uzanan çalışma anlayışında ise değişmeyen bir ilke var: 5 milyonluk bir gayrimenkule de 105 milyonluk bir gayrimenkule de aynı yüksek hizmet standardıyla yaklaşmak.
12 yıldır gayrimenkul sektöründe farklı pozisyonlarda çalışan bir Aylin Bayraktar var. Sizi tanıyabilir miyiz?
Hem ofis yöneticiliği, hem koçluk, eğitmenlik hem de gayrimenkul danışmanlığı alanlarında; daha doğrusu çok farklı alanlarda hizmet veriyorum. Bunları biraz nörobilimle harmanlayarak çalışmayı tercih ettim. İlk dönemlerde sektör açısından bunlar biraz ütopik yaklaşımlar olarak görülüyordu.
Daha önce uluslararası firmalarda çalışma deneyimlerim oldu. Bu deneyimler bana tekniği nasıl kurmam gerektiğini ve insanlara nasıl yaklaşmam gerektiğini öğretti. Öğrendiğim ya da geliştirdiğim bir yöntemi sahada deniyorum, geri bildirimleri alıyorum; ardından hem kendi çalışma sistemimi geliştiriyorum hem de insanların davranışlarına ve çalışma biçimlerine göre farklı yöntemler öneriyorum.
Dolayısıyla eğitmenlik ve danışmanlığı aynı anda yapmak beni çok daha fazla yetkinleştiriyor ve güçlendiriyor.
Bugünkü Aylin Bayraktar, gayrimenkule başladığı dönemdeki Aylin Bayraktar’a tek bir şey söyleyecek olsa ne söylerdi?
Daha fazla bekleme, sahaya in.
Gayrimenkulden önce nasıl bir kariyeriniz vardı?
Otomotiv sektöründeydim. Mercedes’te, Mengerler’de otomobil satış danışmanı olarak çalıştım.
Gayrimenkule farklı bir sektörden geçmenin başarı üzerinde belirleyici olduğunu düşünüyor musunuz?
Bir insanın daha önce hangi sektörde çalıştığına bakıp “Bu sektörden geliyorsa gayrimenkulde başarılı olur” ya da “Bu sektörden geliyorsa olmaz” yaklaşımını çok doğru bulmuyorum.
Çünkü başka sektörlerden gelip burada gerçekten fark yaratan insanları da görüyoruz, kendi alanında potansiyeli çok yüksek olan bir otomobil satış danışmanının burada hiçbir şey yapamadığını da.
Bence asıl önemli soru şu: Daha önce çalıştığınız işin kurumsallığını kendi işinize entegre edebilecek potansiyeli kendinizde görüyor musunuz?
Başkalarının başarılı olması ve para kazanması için verdiğiniz özveriyi kendiniz için de verebilecek misiniz? Buna cesaretiniz var mı? Kendi işinizi yapmaya gerçekten hazır mısınız?
Eğer bunların hepsi bir aradaysa, hangi sektörden geldiğinizin çok büyük bir önemi olmadığını düşünüyorum.
Peki net soralım: Gayrimenkul danışmanlığı mı, eğitmenlik mi?
İkisi birbirinden çok farklı hazlar veriyor.
Bir insana bilgi veya tecrübe aktardığımda ve bunun karşı tarafta fayda sağladığını gördüğümde inanılmaz mutlu oluyorum. Elbette bunu profesyonel olarak, para kazanmak için de yapıyorum ama onun yanında başka bir duygusal tatmin var.
Gayrimenkul tarafında da aslında yine aynı fayda yaratma duygusu bulunuyor.
Ben eğitmenliğe biraz da “Bana oradan buradan devşirilmiş şeyleri değil, gerçekleri anlatın; insanı anlayın ve anlatın” diyerek girdim.
Gayrimenkul sektöründe işini gerçekten çok iyi yapan, çok kıymetli danışmanlar var. Ben de onları örnek aldım, mentor olarak gördüm. Bu işin hakkıyla nasıl yapılması gerektiğini göstermek istedim.
Başka sektörlerde gördüğümüz kurumsallığı gayrimenkule taşıyarak, müşteriye 5 milyonluk bir gayrimenkulde de 105 milyonluk bir gayrimenkulde de gerçekten premium hizmet vermenin nasıl mümkün olduğunu göstermek benim için önemli.
Dolayısıyla ikisini birbirinden ayırmak zor. İkisi de çocuklarım gibi.
Ama illa yüzde vereceksek bugün %51 gayrimenkul, %49 eğitmenlik diyebilirim.

Koçluk tarafınızı da düşünürsek, motivasyon kaybı yaşayan ya da sektöre yeni giren bir gayrimenkul danışmanına ne söylersiniz?
Öncelikle insanın kendi değerlerini bilmesi gerekiyor. Sahip olduğu güçlü yanları ve geliştirilebilir noktaları tanımadan, kendi SWOT analizini yapmadan başkalarının başarı ya da başarısızlık hikâyelerine bakarak kendi hedeflerini çöpe atmasını doğru bulmuyorum.
Hiç kimse sizin hayatınızın aynısını yaşamadı. Siz de hiç kimsenin hayatını yaşamadınız.
Kendinize ait bir manifestonuz, bir kökünüz var. O kökü gerçekten bilirseniz -“Ben yaparım, ederim” düzeyinde değil, bütün çıplaklığıyla bilirseniz- ve bunu eksileriyle artılarıyla yazılı hale getirirseniz, başkalarından duyduğunuz olumlu ya da olumsuz tecrübeleri sadece kendi yol haritanızı geliştirmek için kullanırsınız.
Navigasyon gibi düşünün. Yolda bir kaza vardır ve sistem size “Rota yeniden oluşturuldu” der. Bazen daha kısa, bazen daha uzun bir yol çıkar ama gitmek istediğiniz yer değişmez.
Hedeften vazgeçmemek gerekiyor.
Bir de konu her zaman motivasyon değil. Her şey sürekli çok yukarıda ya da sürekli çok aşağıda gidiyorsa orada zaten bir denge problemi vardır. Önemli olan nereye gitmek istediğinizi bilmek ve oraya ulaşmak için ihtiyacınız olan argümanları bulmak.
Gayrimenkul sektöründe kadın olmak sizce avantaj mı, dezavantaj mı?
Çok avantajlı gibi görünür ama çok ciddi dezavantajları da vardır.
Üstelik bunu çoğu zaman müşteriler tarafında değil, maalesef sektör paydaşları tarafında görürsünüz. Özellikle ticari gayrimenkul danışmanı bir kadınsa burada konuşulacak çok şey olduğunu düşünüyorum.
Ben kadın danışmanlara bununla ilgili tek bir şey söylemek isterim:
Bir masa vardır ve çoğu zaman o masada kadın danışmanlar olamaz. Eğer o masaya oturamıyorsanız, kendi masanızı kurun.
Çünkü ben öyle yaptım.
Beni masaya almadılar, ben de kendi masamı kurdum.
“Beni masaya almadılar, ben de kendi masamı kurdum.”
-Aylin Bayraktar
Son olarak; neden Premium Estate? Premium Estate’i seçmenizde ne etkili oldu ve bugün burada sizi güçlü hissettiren yapı ne?
Premium Estate’e katılmak isteyen taraf bendim. Kimse beni aramadı; ben gelmek istedim.
Ulaş Ata’yı uzun yıllardır tanıyorum ve çalışma tarzını çok takdir ediyorum. Daha önce Ayberk Baştak’la da çalıştık. Onu da çok sever ve takdir ederim. İkimizin de otomotiv geçmişi olduğu için birçok ortak noktamız var.
Ben sistem ve kurumsallığı çok önemsiyorum.
Evet; reklam yapalım, müşteriyi takip edelim, premium hizmet verelim. Ama ben aynı zamanda asistan değilim, sürekli bir yerlere not alıp bütün verileri tek başıma takip edecek bir veri uzmanı da değilim.
Biz danışmanlar zaten sahada aynı anda yüzlerce mesleği yapıyor gibiyiz.
Dünya başka bir yere giderken hâlâ teknolojinin nimetlerinden faydalanmayan şirketlerde olmak yerine, teknolojiye yatırım yapan ve benim işimi kolaylaştıran bir yapının içerisinde olmayı tercih ederim.
Güvendiğim, başarılı olduğundan emin olduğum bir yapının bunu teknolojiyle de desteklemesi benim için çok önemli.
Bir başka konu da şirket kültürü. Ben “Biz bir aileyiz” söylemine çok inanmıyorum. Ticarette de bunu doğru bulmuyorum. Aile değiliz.
Ben eğitimlerde broker’lara hep şunu söylerim: Gayrimenkul danışmanları sizin çalışanlarınız değil, ortaklarınızdır. Her biri birer yönetim kurulu üyesi gibi görülmelidir.
Premium Estate’te de gerçekten herkesin bu yapının bir ortağı ve yönetim kurulu üyesi gibi hareket edebildiğini görüyorum. Bu nedenle insan şirketin büyümesi ve gelişmesi için doğal olarak katkı sağlamak istiyor.
Ait olduğum yerde olduğumu düşünüyorum. Bu nedenle burada olmak benim için çok kıymetli ve çok değerli.
Premium Estate çatısı altında gayrimenkul danışmanı olmak, çalışma modellerimizi ve danışmanlarımıza sunduğumuz olanakları incelemek için www.premiumluol.com adresini ziyaret edebilirsiniz.












