Arsa mı, Daire mi? Kaçak Yapılarda Mülkiyetin Kritik Sınırı!

Gayrimenkul dünyasında en çok karıştırılan ve hak kayıplarına yol açan konuların başında, "fiili durum" ile "hukuki mülkiyet" arasındaki uçurum geliyor. Özellikle kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış binalarda, oturduğunuz dairenin sahibi olduğunuzu düşünürken bir anda kendinizi sadece bir "arsa ortağı" olarak bulabilirsiniz. Peki, bu karmaşık tabloda müteahhit ile masaya kim oturacak?

Tasdikli Proje Yoksa, Bina “Arsa” Demektir

Hukuki çerçevede bir yapının “yasal” kabul edilmesi için tasdikli projesine uygun yapılması ve iskanının alınmış olması gerekir. Şayet bir binada kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamışsa, o bina hukuk önünde bağımsız bölümlerden oluşan bir yapı değil; üzerinde “muhdesat” (yapı) bulunan bir arsadır. Bu durumda mülkiyet hakkı, dairelerin kapı numarasına göre değil, arsa payı oranına göre belirlenir. Eğer binanın tamamı kaçak ise, mülkiyet bina üzerinde değil, doğrudan toprak (arsa) üzerindedir.

Müteahhit ile Masaya Kim Oturacak?

Bir kentsel dönüşüm veya yeniden yapım sürecinde en kritik soru şudur: Sözleşmeyi kim imzalayacak? Burada iki ana senaryo karşımıza çıkıyor:

Tahliye Süreci Mülkiyete Bağlı

Mevcut binadan tahliye edilme süreci de tamamen bu mülkiyet yapısına endekslidir. Eğer arsa payınız varsa, mülkiyet hakkınız sizi koruyan bir zırh oluştururken; tapuda adınız geçmiyorsa tahliye ve hak arama süreçleri çok daha sancılı bir hal alabilir.

Unutmayın, içinde yaşadığınız dört duvarın tapuda “mesken” olarak tescil edilmemiş olması, sizi bir mülk sahibinden ziyade bir arsa hissedarı yapar. Bu nedenle kentsel dönüşüm öncesi tapu kayıtlarındaki mülkiyet durumunuzu netleştirmeniz, müteahhitle yapılacak pazarlıklarda elinizi güçlendirecek en önemli adımdır.

Exit mobile version