Kira Sözleşmeleri Hukuk Sınırlarını Zorluyor!

Türkiye’de son yıllarda tırmanışa geçen barınma krizi, kiralık konut piyasasında ezberleri bozmaya devam ediyor. Özellikle İzmir, İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde bütçeye uygun ev bulmanın neredeyse imkansız hale gelmesi, ev sahipleri ile kiracılar arasındaki dengeleri tamamen değiştirdi. Düşük konut arzı, fahiş fiyatlar ve yıllar süren tahliye davaları nedeniyle kendisini güvenceye almak isteyen ev sahipleri, artık kira sözleşmelerine standart kalıpların çok ötesinde, adeta "Ağır Ceza" kontratlarını andıran maddeler ekliyor.

Gayrimenkul piyasasında “kiracı muhtaç” anlayışının yerleştiğini belirten sektör temsilcileri, son iki yılda kontratların klasik hukuki çerçeveden tamamen çıktığını vurguluyor.


GBT Kaydından Memur Kefilin Bordrosuna…

Ev bulma sürecinde kiracıların karşısına çıkan ilk bariyer artık sadece depozito ve kira bedeli değil. Ev sahipleri, gelecekte yaşanabilecek olası uyuşmazlıkların önüne geçmek adına adeta bir istihbarat taraması talep ediyor. Son dönemde ilanlarda ve sözleşmelerde sıkça rastlanan yeni şartlar şunlar:

Evcil Hayvan Havlamayacak, Misafir Kalmayacak

Sözleşmelerdeki asıl çarpıcı değişim ise özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı sınırlarına dayanan maddelerde yaşanıyor. Eşyalı daireler başta olmak üzere, kontratlara eklenen bazı sıra dışı maddeler hem kiracıları şaşkına çeviriyor hem de hukukçuları ikiye bölüyor:

Sözleşmede Yazması, Hukuki Olduğu Anlamına Gelmez

Hukukçular ve gayrimenkul uzmanları, ev sahiplerinin “garantici” tavrının mülkiyet hakkını aşarak temel kişilik haklarına müdahale boyutuna ulaştığı konusunda uyarıyor. İzmir Emlak Kulübü Başkanı Rıdvan Akgün, mülk sahiplerinin “kiracıyı bir daha çıkaramam” korkusuyla bu yola başvurduğunu, ancak Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre kiracının da yasal kullanım hakları olduğunu hatırlatıyor. Uzmanlar, sözleşmeye yazılan her maddenin mahkeme önünde otomatik olarak geçerli sayılmayacağını, özellikle özel hayatın gizliliğini ihlal eden şartların yasal uyuşmazlıklarda düşebileceğini ifade ediyor.

Adliyeler Kilitlendi: Tahliye Davalarında Rekor Artış

Piyasadaki bu gerilim ve karşılıklı güvensizlik ortamı, yargı sistemine de devasa bir yük bindirmiş durumda. Pandemi öncesinde ülke genelinde 30 bin seviyelerinde seyreden ev sahibi-kiracı uyuşmazlıkları, 2025 yılı sonu itibarıyla adeta patlama yaşadı.

Yalnızca tahliye davalarının sayısı 82 bini aşarken, kira tespiti ve alacak dosyalarıyla birlikte toplam uyuşmazlık sayısı 177 bine ulaştı. Sulh Hukuk Mahkemeleri’nde bir davanın ilk derece mahkeme süreci 6 ila 18 ay sürerken, istinaf ve temyiz aşamalarıyla birlikte tek bir dosyanın çözüme kavuşması 2 ila 3 yılı bulabiliyor. Barınma krizinin yarattığı bu hukuki kilitlenmenin, önümüzdeki dönemde yeni yasal düzenlemeleri mecbur kılıp kılmayacağı ise merak konusu.

Exit mobile version