Dava Dilekçesindeki İfadelere Değil, Uyuşmazlığın Özüne Bakılacak
Konuya ilişkin görülen davada yerel mahkeme, kiracının dilekçesinde kullandığı hukuki terimlerin nitelendirmesine takılarak talebi reddetmişti. Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hâkimin hukuku re’sen uygulamakla yükümlü olduğunu hatırlattı.
Kararda, kiracının dava dilekçesindeki hukuki gerekçelendirme ne olursa olsun; yasal artış oranlarının (TÜFE veya dönemsel uygulanan yasal tavan sınırları) üzerinde haksız ve baskı altında yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği açıkça vurgulandı.
Kiracılar Fazla Ödedikleri Tutarları Nasıl Geri Alacak?
Yargıtay’ın bu içtihadı doğrultusunda kiracıların izleyebileceği yasal yol haritası:
- Sebepsiz Zenginleşme Davası: Yasal sınırın üzerinde tahsil edilen fazla tutarlar için ev sahibine karşı geriye dönük alacak/sebepsiz zenginleşme davası açılabilecek.
- 10 Yıllık Zamanaşımı: Türk Borçlar Kanunu genel hükümleri uyarınca kira sözleşmesinden doğan alacaklarda olduğu gibi, haksız tahsil edilen kira farkları için de 10 yıllık genel zamanaşımı süresi geçerli kabul ediliyor.
- Banka Dekontları ve Belgeler: Kiracının ödemeleri banka aracılığıyla “kira bedeli” açıklamasıyla yapmış olması ve sözleşmedeki yasal artış oranını aşan farkın belgelenmesi davada kesin delil niteliği taşıyor.
- Yasal Tavan Kriteri: Kiracı, yasal sınır (örneğin yürürlükte olduğu döneme ilişkin %25 sınırı veya güncel mevzuata göre 12 aylık TÜFE ortalaması) üzerinde zorla kabul ettirilen artış miktarının iadesini isteyebilecek.
Bu karar, özellikle son yıllarda “ya kirayı iki katına çıkar ya da evi boşalt” baskısıyla karşılaşıp çaresizce fahiş zamları kabul eden kiracılar için güçlü bir hukuki güvence oluşturuyor. Hukukçular, fahiş kira ödeyen kiracıların sözleşmelerini ve ödeme dekontlarını saklayarak yasal haklarını arayabileceklerinin altını çiziyor.












