Son yıllarda en çok duyduğum cümlelerden biri şu: “Gençler artık ev sahibi, araba sahibi olamayacak.”
Açıkçası ben bu cümleye biraz mesafeli yaklaşıyorum.
Evet, bugün özellikle büyükşehirlerde genç bir insanın tek başına çalışarak, birkaç yıl içerisinde ev sahibi olması geçmişe göre çok daha zor. Konut fiyatları, kredi maliyetleri, inşaat giderleri ve gelirler arasındakimakas ciddi şekilde açıldı. Ancak mesele yalnızca “evler, arabalar pahalı” demekten ibaret değil.
Bence mesele, konuta erişim modelinin değişiyor olması.
Önümüzdeki dönemde faiz oranlarında yaşanabilecek düşüşler konut kredisine erişimi bir miktar kolaylaştırabilir. Fakat burada önemli bir detay var: Faizler düştüğünde krediye ulaşmak kolaylaşırken, konut talebinin artmasıfiyatları da yeniden yukarı taşıyacak.
Geçmiş yıllara bakıldığında bu hep böyle oldu.
Yani gençler için sadece “faizler düşsün” demek yeterli değil.
Z Kuşağı denilen kuşak için yeni bir konut modeli gerekiyor
Bana göre önümüzdeki yıllarda gençlerin ev sahibi olmasında klasik banka kredisi modelinin yanında farklı finansman yöntemlerinin de daha fazla konuşulacağını göreceğiz.
Kademeli mülkiyet, tasarruf finansmanı, geliştirici destekli ödeme modelleri ve daha uzun vadeli ödeme seçenekleri bu noktada önem kazanabilir.
Çünkü bugün 25-30 yaşındaki bir gencin önünde yalnızca bir sorun yok.
Peşinat biriktirmek zorunda.
Kredi maliyetini karşılamak zorunda.
Aynı zamanda kira ödemeye devam ediyor.
Bu üçlü bir araya geldiğinde ev sahibi olmak giderek daha zor hale geliyor.
Fakat tam da burada Türkiye’nin farklı şehirleri ve gelişen bölgeleri devreye giriyor.
Sakarya’nın önünde önemli bir fırsat var
Ben gayrimenkul sektörünün içerisinde biri olarak özellikle Sakarya’nın bu dönüşümden ciddi şekilde faydalanabileceğini düşünüyorum.
İstanbul’da konut fiyatlarının geldiği seviyeler, gençleri ve ilk kez ev alacakları artık alternatif şehirleri düşünmeye zorluyor. Sakarya ise İstanbul’a olan ulaşım avantajı, üniversite nüfusu, sanayi yatırımları, gelişenilçeleri ve yaşam maliyetlerinin İstanbul’a kıyasla daha ulaşılabilir olması nedeniyle bu alternatiflerin başında geliyor.
Bugün bir genç için mesele sadece “İstanbul’da ev alabilir miyim?” sorusu olmamalı.
Belki de soru artık şu:
“İstanbul’a yakın hangi şehirde, gelecekte değer kazanacak bir bölgede, bütçeme uygun bir gayrimenkule sahip olabilirim?”
İşte bu noktada Sakarya’nın hikâyesi başlıyor.
Serdivan ve Adapazarı’ndaki mevcut konut piyasasının yanında Arifiye, Erenler, Karasu, Kaynarca ve Sapanca gibi farklı dinamiklere sahip ilçeler de yatırımcıların radarında.
Özellikle gelişme potansiyeli olan bölgelerde bugünün fiyatından çok, 5-10 yıl sonraki şehirleşmeyi okumak gerekiyor.
Ev almak artık sadece ev almak değil
Gayrimenkul sektöründe yıllardır şunu söylüyorum:
Bir ev satın alırken aslında sadece dört duvar satın almıyorsunuz; bulunduğunuz bölgenin geleceğine ortak oluyorsunuz.
Yeni ulaşım yatırımları, sanayi bölgeleri, üniversiteler, turizm, nüfus hareketleri ve yeni yaşam alanları bir bölgenin gelecekteki değerini doğrudan etkiliyor.
Bu nedenle Z kuşağının ev sahibi olma mücadelesini yalnızca konut fiyatları üzerinden değerlendirmek eksik olur.
Gençlerin yatırım alışkanlıkları da değişiyor.
Eskiden “hayalimdeki evi alayım” düşüncesi daha baskınken, bugün birçok genç için “ulaşabileceğim, ödeyebileceğim ve gelecekte değer kazanabilecek bir gayrimenkul alayım” düşüncesi daha gerçekçi hale geliyor.
Bence bu değişim, Sakarya gibi gelişen şehirler için önemli bir fırsat.
Z kuşağı ev sahibi olacak mı?
Benim cevabım net:
Evet, olacak. Ama geçmiş nesiller gibi olmayacak.
Belki daha küçük metrekareli evlerden başlayacaklar. Belki şehir merkezinden biraz daha uzakta yaşayacaklar. Belki ortak veya kademeli mülkiyet modellerini kullanacaklar. Belki de İstanbul yerine Sakarya gibi gelişme potansiyeliyüksek şehirleri tercih edecekler.
Ama sonuçta konut ihtiyacı ortadan kalkmayacak.
Tam tersine, genç nüfusun kendi yaşamını kurma isteği devam ettiği sürece konut talebi de devam edecek.
Bu nedenle ben Z kuşağının konut hikâyesini bir “ev sahibi olamama hikâyesi” olarak değil, yeni bir “ev sahibi olma modeli” olarak görüyorum.
Ve Sakarya gibi illerim burada önemli bir avantajı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü şehirler değişiyor, ulaşım mesafeleri kısalıyor, çalışma modelleri dönüşüyor.
Belki de önümüzdeki yıllarda
İstanbul’da ev sahibi olamayan gençler, İstanbul’dan vazgeçmek yerine İstanbul’un çevresindeki fırsatları keşfedecek.
Sakarya gibi iller bu konuda ön plana çıkacaktır. En azından İstanbulda yaşayan insanlar, Sakarya da ortalama 3 Milyonluk bir konutun güncel rakamlarla 25.000₺ civarında bir kira geliri elde edip bu yatırımı da basamakolarak kullanmaları avantaj sağlayacaktır.
Bu vesile Sakarya Üniversitesine yerleşen tüm öğrencilere başarılı bir sezon geçirmelerini dilerim.












