Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, haklı bir neden olmaksızın sözleşme bitmeden konutu terk eden kiracılar, ev yeniden kiralanana kadar geçecek “makul süre” boyunca hem kiradan hem de apartman aidatından sorumlu tutulmaya devam edecek.
Kanun Ne Diyor? TBK Madde 325 Sınırları Çiziyor
Sözleşme süresi dolmadan taşınmazın tahliye edilmesi, hukukta “Haksız/Erken Tahliye” olarak adlandırılıyor. Bu durumun yasal çerçevesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 325. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.
İlgili kanun maddesine göre; kiracı, sözleşme süresine veya yasal fesih dönemlerine uymadan kiralananı geri verirse, konut benzer koşullarla yeniden kiraya verilebilecek makul bir süre boyunca sözleşmeden doğan borçlarını ödemekle yükümlüdür. Kanun burada hem kiracıyı hem de ev sahibini koruyan ikili bir denge gözetir:
- Kiracı açısından: “Evi teslim ettim, artık benden para çıkmaz” algısını yıkar.
- Ev sahibi açısından: Ev sahibine sözleşmenin sonuna kadar olan tüm ayların kirasını peşinen talep etme hakkı vermez; mülk sahibinin de taşınmazı yeniden kiraya vermek için gerekli makul çabayı göstermesini zorunlu kılar.
Emsal Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (Esas: 2017/1645, Karar: 2017/3093)
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin verdiği ve sektöre yön veren emsal kararında bu durum tüm netliğiyle ortaya konmuştur. Karara konu olan uyuşmazlıkta yüksek mahkeme; haklı bir gerekçe göstermeden evi erken boşaltan kiracının, mülkün aynı şartlarda yeniden kiralanabileceği süre boyunca kira bedelini ödemesi gerektiğine hükmetmiştir.
Mahkeme süreçlerinde bu “makul süre” ezbere belirlenmez. Dava aşamasında mahkemece atanan uzman bilirkişiler; evin konumunu, mevsimsel şartları, bölgedeki kiralık konut piyasasının durumunu ve emsalleri inceleyerek mülkün kaç ayda yeniden kiraya verilebileceğini tespit eder. Türkiye’deki mevcut piyasa koşullarında bu süre genellikle 2 ila 4 ay arasında değişmektedir.
Sadece Kira Değil, Aidat ve Ortak Giderler de Kiracıya Yazılacak!
Yargıtay kararlarının en çok dikkat çeken ve ezber bozan detaylarından biri de ortak giderler oldu. Erken tahliye durumunda kiracının sorumluluğu sadece yalın kira bedeliyle sınırlı kalmıyor. Taşınmazın boş kaldığı ve bilirkişi tarafından belirlenen o “makul süre” boyunca doğacak olan apartman aidatı ve işletme giderleri de haksız tahliyeyi yapan kiracıdan talep edilebiliyor.
Buradaki hukuki kriter ise giderin niteliğidir:
- Kiracının ödeyeceği giderler: Kiracının kullanımı nedeniyle ödenmesi gereken apartman temizliği, kapıcı gideri, ortak aydınlatma gibi “işletme ve ortak gider” niteliğindeki aidatlar makul süre boyunca eski kiracıya fatura edilir. Çünkü kiracı evi haksız yere erken boşaltmasaydı, ev sahibi bu giderleri üstlenmek zorunda kalmayacaktı.
- Malikin (Ev Sahibinin) ödeyeceği giderler: Binaya yapılan dış cephe mantolaması, asansör yenilenmesi veya demirbaş yatırımları gibi mülkün değerini doğrudan artıran kalıcı giderler hiçbir şekilde kiracıdan istenemez; bu giderler ev sahibinin sorumluluğundadır.
Süreçte En Kritik Detay: Anahtar Teslimi
Kiracıların erken tahliyede finansal zararı minimumda tutması ve sorumluluk süresinin netleşmesi için en kritik aşama anahtarın hukuka uygun teslim edilmesidir. Kiracının sorumluluğunun ne zaman sona ereceği ve “makul sürenin” hangi tarihten itibaren hesaplanacağı tamamen anahtarın teslim tarihiyle doğrudan ilişkilidir.
Sadece kapıyı çekip gitmek, ev sahibine telefonla “ben çıktım” demek ya da anahtarı kapıcıya bırakmak hukuken geçerli bir anahtar teslimi sayılmaz. Kiracının hukuki olarak kendini güvenceye alması için anahtarı ev sahibine noter kanalıyla ihbar çekerek ya da tarafların ıslak imzalı olduğu yazılı bir “Anahtar Teslim Tutanağı” ile teslim etmesi hayati önem taşımaktadır.
Ev Erken Kiralanırsa Sorumluluk Biter
Sözleşmeden erken çıkan kiracıyı rahatlatacak tek istisna, mülkün makul süreden önce kiralanmasıdır. Örneğin; bilirkişinin 3 ay makul süre biçtiği bir daireyi ev sahibi 1 ay sonra yeni bir kiracıya verirse, eski kiracının borç sorumluluğu yeni sözleşmenin başladığı gün bıçak gibi kesilir. Ev sahibi, aynı dönem için hem eski kiracıdan tazminat (kira/aidat) alıp hem de yeni kiracıdan kira geliri elde ederek “sebepsiz zenginleşme” sağlayamaz.












