Bilkent Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Doğuş Oto, Turkcell, Findeks ve ProNet gibi kurumsal yapılarda satış, müşteri yönetimi ve iş geliştirme alanlarında çalışan Uğur Aşkın, oğlunun doğumuyla birlikte hayatını yeniden değerlendirdi. Kısa süre sonra gayrimenkul sektörüne geçti. Bugün disiplinli takip sistemi, veri odaklı çalışma biçimi ve müşteri yönetimiyle öne çıkıyor. Uğur Aşkın ile beyaz yakadan gayrimenkule geçişini, sektörde güven sorununu, takip disiplinini ve başarıyı nasıl sürdürülebilir hale getirdiğini konuştuk.
Uğur Bey, gayrimenkul sektöründen önce oldukça uzun bir kurumsal kariyeriniz var. Biraz oradan başlayalım mı?
Tabii.
Ankara’da doğup büyüdüm. Eğitim hayatım da Ankara’da geçti. ODTÜ Lisesi’nin ardından Bilkent Üniversitesi’nden mezun oldum.
Sonrasında satış ve müşteri yönetimi ağırlıklı bir kurumsal kariyerim başladı. Doğuş Oto’da Audi tarafında yaklaşık iki yıl satış danışmanlığı yaptım. Evlendikten sonra İstanbul’a taşındım ve Doğuş Oto Kartal’da yaklaşık bir yıl daha devam ettim.
Ardından Turkcell’de yaklaşık sekiz yıl boyunca büyük müşteri segmentinde satış ve müşteri yönetimi tarafında çalıştım.
Sonrasında Kredi Kayıt Bürosu tarafında, Findeks’in Türkiye’deki altyapısının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması süreçlerinde yaklaşık iki yıl iş geliştirme sorumluluğu üstlendim.
Daha sonra da yaklaşık bir yıl ProNet’te Türkiye Satış Müdürü olarak görev yaptım.
Yani gayrimenkule geçmeden önce hayatımın önemli bir kısmı satış, müşteri yönetimi ve iş geliştirme içerisinde geçti.
Peki güçlü bir kurumsal kariyerden sonra gayrimenkule geçme fikri nasıl ortaya çıktı?
Oğlumun doğumu benim için önemli bir kırılma noktasıydı.
İnsan bazen hayatını otomatik pilotta sürdürüyor. Kariyer ilerliyor, görevler değişiyor, sorumluluklar artıyor. Ama çocuğunuz olduğunda bazı şeyleri yeniden sorgulamaya başlıyorsunuz.
Ben de o dönemde nasıl bir hayat istediğimi, zamanımı nasıl kullanmak istediğimi ve uzun vadede ne yapmak istediğimi daha fazla düşünmeye başladım.
Gayrimenkul sektörüne geçişim de bu sorgulamanın sonucunda oluştu.
Sizi gayrimenkule yönelten başka bir olay da yaşadığınızı biliyoruz.
Evet.
Kiracı olduğum bir dönemde çok ciddi bir dolandırıcılık yaşadım.
Gayrimenkul kiralama sürecinde verdiğim kimlik fotokopisi kullanılarak benim adıma sahte belgeler oluşturuldu ve kredi başvurusu yapıldı. Hatta benim adıma kredi kullanılması noktasına kadar giden ciddi bir süreç yaşandı.
Bu olay bana sektördeki güven ve güvenlik problemini çok net gösterdi. O dönemde şunu düşündüm:
“Bu sektörde işi gerçekten doğru, güvenilir ve profesyonel yapan birisi çok ciddi fark yaratabilir.”
Çünkü insanlar hayatlarının en önemli maddi kararlarından birini veriyorlar ama çoğu zaman kime güveneceklerini bilmiyorlar.
Benim sektöre bakışımı değiştiren önemli olaylardan biri buydu.
Gayrimenkule başladığınız dönem kolay bir dönem miydi?
Hayır.
Zaten sektöre başladıktan yaklaşık altı ay sonra pandemi dönemi geldi.
Bir taraftan yeni bir meslek öğrenmeye çalışıyorsunuz, diğer taraftan bütün dünyanın alışkanlıklarının değiştiği bir dönem yaşanıyor.
Ama benim kurumsal hayattan getirdiğim bazı alışkanlıklar vardı. Disiplin.
Takip.
Müşteri yönetimi.
Veri tutmak. Plan yapmak.
Ve en önemlisi sürekli çalışmak.
Bunlar gayrimenkulde çok hızlı karşılık bulmaya başladı.
İlk dönemden itibaren başarı gelmeye başladı mı?
İlk gerçek çalışma yılımda marka içerisinde çeşitli kulüp başarıları elde ettim.
Sonraki yıllarda da Türkiye genelinde ilk 100 gayrimenkul danışmanı arasında yer aldığım dönemler oldu.
Ama ben bunları tek bir büyük sıçramaya bağlamıyorum. Başarının temelinde bence istikrar var.
İstikrar derken neyi kastediyorsunuz?
Spor yapan herkes bilir.
Bir gün spor salonuna gidip kol çalıştığınızda ertesi sabah kaslı uyanmazsınız. Ama aynı hareketi haftalarca, aylarca düzenli yaptığınızda sonuç gelir.
Gayrimenkul danışmanlığı da böyle. Bir gün çok telefon açmakla olmuyor. Bir hafta çok çalışmakla olmuyor.
Bir ay sosyal medyada görünmekle olmuyor.
Aynı doğru davranışları uzun süre tekrar edebilmeniz gerekiyor. Benim için başarı biraz bunun sonucu.
Sizi sektörde tanıyanların özellikle söylediği bir konu var: takip disiplininiz.
Evet, takip benim için çok önemli.
Bir satıcı adayıyla bugün konuşmuş olabilirsiniz ama adam bugün satmaya hazır değildir. Üç ay sonra hazır olabilir.
Altı ay sonra olabilir. Bir yıl sonra olabilir.
Aynı şey alıcı için de geçerli.
Bugün ev arar, vazgeçer, altı ay sonra tekrar döner.
Eğer siz bu insanları takip etmiyorsanız her seferinde sıfırdan başlıyorsunuz. Ben başından beri bu konuda çok sistemli çalıştım.
Bu sistemi nasıl yönetiyordunuz?
İlk yıllarda kendi tablolarımı oluşturuyordum. Excel dosyaları, listeler, notlar…
Zamanla binlerce, hatta çok daha fazla satırdan oluşan bir veri oluştu. Ama bunun bir sınırı var.
Veri büyüdükçe eski bilgiyi bulmak zorlaşıyor.
Bugün Premium Estate’te kullandığımız PinCRM bu konuda ciddi kolaylık sağlıyor. Birkaç kelimeyle yıllar önce konuştuğunuz bir müşterinin detayına ulaşabiliyorsunuz. Kimdi?
Ne arıyordu?
Ne konuşmuştunuz?
Ne zaman tekrar aranacaktı? Bunların hepsi önünüzde.
Yani CRM sistemi başarıyı getiriyor diyebilir miyiz?
Tek başına hayır. Bu çok önemli.
CRM dünyanın en iyi sistemi olabilir ama siz bilgiyi girmiyorsanız hiçbir işe yaramaz. Önce kişinin takip etmek istemesi gerekiyor.
Sonra veriyi sisteme girmesi gerekiyor.
Sistem sizi güçlendiriyor ama sizin yerinize çalışmıyor.
Ben zaten takip etmeyi seven ve buna inanan biriydim. Şimdi teknoloji bunu çok daha kolay hale getiriyor.
Ofiste sizinle ilgili şöyle bir espri olduğunu duyduk: Antalya’da bir villa varsa “Uğur’da alıcı vardır” deniyormuş.
Evet, böyle espriler oluyor.
Ama aslında bunun arkasında yine aynı şey var. Veri.
Takip.
İnsanlarla teması kaybetmemek.
Birileri sizi belli bir konuda sürekli çözüm üreten kişi olarak görmeye başladığında zamanla o algı oluşuyor.
Gayrimenkulde bence önemli şeylerden biri de bu. İnsanların zihninde bir konuda ilk akla gelen kişi olabilmek.
2025’i Premium Estate ciro şampiyonu olarak tamamladınız. Bu sonuçta geçmiş kurumsal deneyiminizin etkisi nedir?
Çok büyük.
Kurumsal hayatta öğrendiğim satış disiplini, müşteri yönetimi ve süreç takibi bugün yaptığım işin temelini oluşturuyor.
Ama gayrimenkulün kendi dinamiklerini de öğrenmeniz gerekiyor.
Bu noktada sektörde benden daha tecrübeli insanlardan öğrendiklerimin de büyük katkısı oldu.
Özellikle kariyerimin ilk yıllarında Ulaş’tan öğrendiğim birçok yaklaşımı kendi çalışma sistemime dahil ettim.
Sonrasında bunları kendi karakterim ve çalışma biçimimle birleştirdim. Ben her işi ayrı bir proje gibi görmeye çalışıyorum.
Başladıysam takip ediyorum.
Sonuçlanmadıysa neden sonuçlanmadığını analiz ediyorum. Sonuçlandıysa da neyi doğru yaptığımı anlamaya çalışıyorum.
Bugün geriye dönüp 2019’daki Uğur Aşkın’a bir tavsiye verecek olsanız ne söylerdiniz?
İlk bakacağım şey şu olurdu:
“Kimlerle beraber bu yolu yürüyorum?”
Çünkü çevrenizde sizden daha bilgili insanların olması çok önemli. Ama sadece bilgili olmaları da yetmiyor.
İyi insanlar olması gerekiyor.
Doğru insanlarla aynı ortamda olduğunuzda gelişiminiz çok hızlanıyor.
Bazen birinin yıllarca yaşayarak öğrendiği şeyi siz ondan bir cümlede öğrenebiliyorsunuz.
Kendi performansınızı çok ölçen biri misiniz?
Evet ama çok kısa aralıklarla değil.
Bence insan her gün kendisini sorgularsa gereksiz yere moralini bozabilir. Şirketler nasıl çalışıyor?
Çeyrek dönemlere bakıyorlar. Altı aylık sonuçlara bakıyorlar. Yıllık sonuçlara bakıyorlar.
Ben de kendime biraz böyle bakmayı seviyorum. Üç ay sonra neredeyim?
Altı ay sonra ne değişti? Bir yıl sonunda ne yaptım?
Sonra yeni yol haritasını çıkarıyorum.
Yeni başlayan veya kurumsal kariyerden gayrimenkule geçmeyi düşünen biri için en önemli tavsiyeniz ne olur?
Bazen çok fazla sorgulamamak gerekiyor.
Sizden daha önce bu yolu yürümüş ve başarılı olmuş birisi size bir şey söylüyorsa önce uygulayın.
Sonra sonucuna bakın.
İnsan bazen daha başlamadan yöntemi tartışmaya başlıyor. Ama bazı şeyleri anlayabilmek için önce yapmak gerekiyor. Benim çok sevdiğim bir söz var:
“Üşenme, erteleme, vazgeçme.”
Bence sadece gayrimenkul için değil, hayat için de çok geçerli. Harekete geçmeden hiçbir şey olmuyor.
Kurumsal hayatta uzun yıllar çalışmış ama gayrimenkule geçmeye çekinen birisi sizin hikâyenize baktığında ne görmeli?
Şunu görmeli:
Geçmişiniz silinmiyor.
Kurumsal hayatta öğrendiğiniz satış, iletişim, müşteri yönetimi, finans, müzakere, disiplin… Bunların hepsini yanınızda getiriyorsunuz.
Gayrimenkulde sıfırdan başlamıyorsunuz.
Sadece sahip olduğunuz tecrübeyi farklı bir alanda kullanmayı öğreniyorsunuz. Doğru ekip, doğru sistem ve doğru çalışma disipliniyle bu geçiş yapılabilir.
Benzer bir kariyerden gelen ve bu değişimi düşünen biri olursa kendi deneyimimi paylaşmaktan da memnuniyet duyarım.
Premium Estate çatısı altında gayrimenkul danışmanı olmak, çalışma modellerimizi ve danışmanlarımıza sunduğumuz olanakları incelemek için www.premiumluol.com adresini ziyaret edebilirsiniz. #tanıtım












