Gayrimenkul sektöründe ev sahibi-kiracı anlaşmazlıkları sürerken, internete düşen “2024/1016 Esas sayılı yeni emsal karar” iddiası kiracılar ve mülk sahipleri arasında kafa karışıklığına yol açtı. İddiaya göre; kronik rahatsızlığı veya engeli bulunan bir kiracının, taşınmasının hayati risk oluşturduğunu resmi sağlık kurulu raporuyla kanıtlaması halinde, mahkemenin ihtiyaç veya taahhüt kaynaklı tahliye davalarını reddetmesi gerektiği öne sürüldü.
Ancak gayrimenkul hukuku uzmanları, dolaşıma sokulan bu metinde ciddi hukuki tutarsızlıklar bulunduğuna dikkat çekiyor.
Hukukçular Uyardı: Daire Görev Alanı ve Mevzuat Çelişkili
Paylaşılan haber metni incelendiğinde yargısal işleyişe aykırı kritik noktalar göze çarpıyor:
- Görevli Daire Yanılgısı: Yargıtay iş bölümü kurallarına göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’ndan doğan kira sözleşmeleri ve tahliye davalarına Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (icra kaynaklı tahliyelerde 12. Hukuk Dairesi) bakar. İddiaya konu edilen 10. Hukuk Dairesi ise yalnızca Sosyal Güvenlik Hukuku (iş kazaları, maluliyet, SGK uyuşmazlıkları) alanında yetkilidir.
- TBK Madde 350-351 Kapsamı: Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesinde düzenlenen “ihtiyaç nedeniyle tahliye”, kiraya verenin (ev sahibinin veya bakmakla yükümlü olduğu yakınlarının) konut ihtiyacını kapsar. Kiracının taşınma zorluğu tek başına tahliye davasının reddi için yasal bir gerekçe oluşturmamaktadır.
- Yürürlükten Kalkan Uygulamalar: Paylaşılan metinlerde değinilen “%25 kira zam tavanı” uygulaması Temmuz 2024 itibarıyla sona ermiş olup, güncel kira artışlarında TÜFE 12 aylık ortalaması esas alınmaktadır.
Yargıtay Uygulamasında ‘Sağlık Raporu’ Nerede Rol Oynar?
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında sağlık raporları kiracıdan ziyade ev sahibi lehine tahliye davalarında kritik bir delil olarak kabul edilmektedir.
Örneğin; asansörsüz bir binada oturan yaşlı veya engelli bir mülk sahibinin, asansörlü ya da giriş kattaki kiradaki dairesine taşınma talebi olduğunda, mahkemeler bu sağlık durumunun resmi heyet raporuyla kanıtlanmasını istemektedir. İhtiyacın “samimi, zorunlu ve devamlı” olduğunu ispatlayan raporlar tahliye gerekçesi sayılmaktadır.
Kiracı yönünden ise ağır sağlık sorunları; tahliye taahhüdü ya da tahliye kararının infazı aşamasında ancak İcra İflas Kanunu çerçevesinde geçici infaz ertelemeleri veya insan onuruna aykırı durumların giderilmesi gibi dar kapsamlı tedbir taleplerinde gündeme gelebilmekte; doğrudan tahliye davasını esastan reddettiren bağımsız bir hak oluşturmamaktadır.
İnternette yayılan “tıbbi raporla tahliyenin reddedileceği ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin buna hükmettiği” yönündeki metin hukuki dayanaktan yoksun bir dezenformasyondur; tarafların kira uyuşmazlıklarında yetkili dairelerin ve Borçlar Kanunu’nun güncel hükümlerini dikkate alması gerekmektedir.












