Merhabalar, iyi pazarlar.
Gayrimenkul danışmanlığı bir girişimcilik örneği olarak maddi açıdan çok sınırlı işletme maliyetleri talep ederken, getiri açısından da çok bonkör bir meslek olduğu için bu işi yapmak isteyenler kendilerini çok da fazla geliştirme ihtiyacı hissetmeyebiliyorlar.
Oysa ki bilmediğimiz, tanımadığımız bir işi üst düzeyde yapabilmek mümkün değildir.
Mesleği tanımak isteyen ya da tanımaya başlayan danışmanlar bu işin bir insan ilişkileri işi olduğunu ve temelinde iletişim becerilerinin yattığını çok kısa zamanda kavrarlar.
O zaman bu yazı dizisinde inceleyeceğimiz, hayatıma yön veren kadın, anneannemin, 1954 basımı versiyonunu 1990’larda bana hediye ettiği Dale Carnegie’nin kült eserini incelemeye başlayabiliriz.
Eser 4 bölüm ve 30 prensipten oluşur.
İzninizle bu eseri 4 yazıda inceleyip, sizlerle en önemli gördüğüm noktalarını paylaşacağım.
Kitap EĞİTİMİN, ÖĞRENMENİN ve KİŞİSEL GELİŞİMİN bir insanın hayatının temelini oluşturduğunu ve de bir şeyi öğrenmenin bir EYLEM SÜRECİ olduğunu vurgulayarak başlar.
Kitap ayrıca ana mesaj olarak, her insanın hayattaki ana amacının “KENDİNİ ÖNEMLİ HİSSETMEK” olduğunu vurgulayarak ilk sayfalarında aslında bize bir özet sunar.
Kitabın ilk bölümü “İnsanlarla İlişkilerde Temel Yöntemler” başlıklıdır.
Bu bölümde bu yazının da kapsamını oluşturan 3 prensipten bahseder yazar.
İlk prensip “ELEŞTİRMEYİN, KINAMAYIN VE ŞİKÂYET ETMEYİN!” şeklindedir.
Konusu, tarzı, içeriği ne olursa olsun eleştirinin, karşımızdaki kişinin haklılığını kanıtlamak için kendini savunmak zorunda bırakacağını, o kişiyi yaraladığını ve önemli olma duygusunu incittiğini belirtir.
Buna ilaveten insanlarla ilişki kurarken, mantıklı yaratıklarla karşı karşıya olmadığımızı aklımızdan çıkarmamamız gerektiğini; bizlerin DUYGUSAL DAVRANAN, ÖNYARGILARI OLAN, ONURUNA VE GURURUNA DÜŞKÜN CANLILAR OLDUĞUMUZU belirtir.
Eleştiri konusundaki en can alıcı noktayı da şu ifadeyle vurgular: “Eğer yıllar boyu sürecek ve ölünceye kadar unutulmayacak bir küskünlük veya kin oluşturmak istiyorsanız, iğneleyici bir eleştiride bulunun!”
Bu bölümde yer alan ikinci prensip “DÜRÜST VE İÇTEN ÖVGÜYÜ ESİRGEMEYİN!” ifadesidir.
İnsanlara istediğimizi yaptırmanın tek yolunun onlarda söz konusu İŞİ YAPMA İSTEĞİNİ UYANDIRMAKTAN geçtiğini aktarır.
İnsan doğasının temel unsurunun BEĞENİLME TUTKUSU olduğunu ve kalpten gelen bu açlığı dindirebilen kişilerin muhatap olduğu tüm insanların sevgisini, saygısını kazanacağını ve bu insanlara istediği her şeyi yaptırabileceğini vurgular.
Pek çok büyük insandan alıntıların yer aldığı kitapta bu prensip için ABD tarihinin gelmiş geçmiş en varlıklı insanlarından Andrew Carnegie’nin yanında yetişen en yüksek gelir düzeyine sahip yöneticilerden olan Charles Schwab’ın şu ifadelerine yer verir: “Ben kimseyi ELEŞTİRMEM. İnsanların çalışmak için TEŞVİK EDİLMELERİNİN GEREKLİLİĞİNE inanıyorum. HATALARI GÖRMEZLİKTEN GELİR, ÖVGÜ İÇİN FIRSAT KOLLARIM. Bir şeyi beğenirsem bunu İÇTENLİKLE belirtir, övgü yağdırırım.”
Burada bahsedilen takdir ve övgünün ise İÇTEN olması gerektiğini, YAPMACIK İFADELERLE GÖSTERİLECEK DALKAVUKLUK TARZI YAKLAŞIMLARDAN İSE KESİNLİKLE UZAK DURULMASI gerektiğini belirtir.
Bu yazıda yer vereceğim son prensip ise “KARŞINIZDAKİNDE İSTEK UYANDIRIN!” şeklindedir.
Başkalarını etkilemek isteyen kişinin, ONLARIN İSTEDİĞİ ŞEYLERDEN SÖZ ETMESİNİN ve bu isteklere ulaşabilmek adına ONLARA YOL GÖSTERMESİNİN gerektiğini söyler.
Bir kişide heves uyandırabilmek adına o kişinin dünyasının bir parçası gibi düşünerek, KENDİMİZİ ONUN YERİNE KOYARAK, neyin bizi harekete geçirebileceğini keşfetmemiz gerekir.
Dünyanın sadece başkasından para kapmaya çalışan ve kendi çıkarını düşünen insanlarla dolu olduğunu, bunun aksine KARŞIMIZDAKİ KİŞİNİN BAKIŞ AÇISINDAN OLAYLARI VE DURUMLARI GÖREBİLMENİN TÜM KAPILARI AÇABİLECEK TEK VE EN DEĞERLİ ANAHTAR olduğunu vurgular.
Hayatımıza değer katacak kitaplar ve sayfalar içerisinde günler dilerim.
Haftaya kaldığımız yerden devam etmek üzere…












