Karara konu olan somut olayda; mülk sahibi olan koca, eşinin rızasını ve haberini almaksızın ortak yaşadıkları aile konutunu üçüncü bir kişiye satış yoluyla devretti. Durumu öğrenen eş, Türk Medeni Kanunu’nun aile konutunu güvence altına alan hükümlerine dayanarak tapu iptali, tescil ve taşınmaza aile konutu şerhi konulması talebiyle dava açtı.
“Şerh Kurucu Değil, Açıklayıcıdır”
Uyuşmazlığı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, gayrimenkul hukukunda sıkça yanılgıya düşülen şerh konusuna açıklık getirdi. Kararda; aile konutu şerhinin hakkı meydana getiren (kurucu) bir işlem olmadığı, var olan fiili ve hukuki durumu belgeleyen (açıklayıcı) bir nitelik taşıdığı vurgulandı.
Yüksek Mahkeme; taşınmazın tapu kütüğüne önceden şerh düşülmemiş olmasının, evin aile konutu olma vasfını ortadan kaldırmayacağını belirtti. Eşlerin aile konutu üzerindeki tek taraflı tasarruf yetkilerini kısıtlayan kanuni korumanın şerhten bağımsız olarak kendiliğinden doğduğuna dikkat çeken Yargıtay, rıza dışı yapılan devir işlemine karşı açılan tapu iptal ve tescil talebinin kabul edilmesi gerektiğine karar verdi.
Karar Bilgisi:
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2026/3336
- Karar No: 2026/7462












