Dubai, Türk Yatırımcı İçin Kriz Fırsatına Dönüştü: Talep 28 Şubat Öncesini Aşarak Zirveye Çıktı

Küresel piyasalardaki jeopolitik dalgalanmalar ve bölgedeki türbülans, gayrimenkul yatırımcılarının rotasını yeniden şekillendiriyor. Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, Dubai yönetiminin kriz anlarında sergilediği hızlı ve net reflekslerin yatırımcı güvenini perçinlediğini belirterek, Türk yatırımcıların emirgan ilgisinin son haftalarda güçlü bir ivme yakaladığını açıkladı.

Hızlı Kararlar Güven Tazeledi

Yaşanan jeopolitik hareketlilikte Dubai’nin doğrudan bir taraf olmadığının altını çizen Özden Çimen, yönetimin kriz sürecinde finansal istikrarı ve güvenliği korumak adına çok kısa sürede aksiyon aldığını belirtti. Çimen, “Hava sahasının süratle kapatılması gibi kararlı adımlar, güvenlik ve finansal işleyişe yönelik endişelerin önünü kesti. Bu durum piyasadaki güven ortamını canlı tuttu ve 28 Şubat haftasında yaşanan şok etkisinin çok kısa sürmesini sağladı,” dedi.

Geliştiricilerden Yatırımcıya Özel Ödeme Kolaylıkları

Süreci fırsata çevirmek isteyen gayrimenkul geliştiricilerinin de yatırımcı lehine önemli adımlar attığını ifade eden Çimen, mevcut ödeme planlarında vadelerin uzatıldığını ve yabancı yatırımcılar için mortgage tarafında daha avantajlı finansman seçenekleri sunulduğunu kaydetti. Türk yatırımcıların bu dönemde geri çekilmek yerine getiri potansiyeline odaklandığını vurgulayan Çimen, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türk yatırımcısı bu süreci bir endişe kaynağı olarak değil, aksine bir fırsat dönemi olarak okudu. Daha önce portföy sunduğumuz yatırımcılarımızın büyük bir kısmı yeni alımlar gerçekleştirdi. Hatta bugün Türk yatırımcı talebi, 28 Şubat öncesindeki seviyenin de üzerine çıkmış durumda. Bu süreçte broker’a duyulan güven, en kritik başarı unsurlarından biri oldu.”

Londra mı, Dubai mi? Biri Servet Koruyor, Diğeri Servet Yaratıyor

Küresel gayrimenkulün iki dev merkezi olan Londra ve Dubai’yi karşılaştıran Özden Çimen, iki kentin yatırım mantığı açısından tamamen ayrıştığını vurguladı. Londra’nın daha çok mevcut serveti koruma yaklaşımıyla öne çıktığını, Dubai’nin ise “servet yaratma” odaklı dinamik bir merkez haline geldiğini belirten Çimen, getiri oranlarındaki farka dikkat çekti:

Dubai’nin bu güçlü getiri modelini yasal zeminle de desteklediğini hatırlatan Çimen; vergisiz kira geliri ve dolar bazlı kazanç avantajının, yatırımcıların iştahını kabartmaya devam ettiğini söyledi.

Küresel Alıcı Havuzu ve Ticari Gayrimenkul Trendi

Dubai’yi diğer pazarlardan ayıran en büyük özelliklerden birinin de likidite hızı olduğunu belirten Çimen, “Birçok ülkede gayrimenkulünüzü satmak istediğinizde alıcı havuzunuz yerel pazarla sınırlıdır. Ancak Dubai’de Avrupa’dan Türkiye’ye, Ortadoğu’dan Asya’ya uzanan küresel bir yatırımcı ağına satış yaparsınız,” dedi.

Son dönemde Türk yatırımcıların tercihlerinde de dikkat çekici bir strateji değişikliği yaşanıyor. Geçmişte ağırlıklı olarak konut yatırımı tercih edilirken, artık ticari dükkan ve ofis yatırımları ön plana çıkıyor. Bu eğilimi kentin “2040 Vizyonu” ve ikinci master planı kapsamındaki ekonomik öngörülebilirliğine bağlayan Çimen, Dubai’nin küresel devlerin bölgesel yönetim merkezlerini taşıdığı bir üsse dönüştüğünü ifade etti.

Çimen, sözlerini şöyle tamamladı: “Dubai’yi Londra’nın bir alternatifi olarak görmüyorum; burası yeni nesil küresel yatırımcının çok daha hızlı sonuç alabildiği, onu tamamlayan güçlü bir pazardır.”

Exit mobile version