İşte milyonlarca kiracının elini güçlendirecek o davanın detayları ve Yargıtay’ın tarihi kararı…
Önce Tehdit Etti, Sonra Ödemedi Diyerek İcra Takibi Başlattı!
Dava konusu olayda, kiraladığı taşınmazın kirasını her ay düzenli olarak ev sahibinin eşinin banka hesabına yatıran bir kiracı, süreç boyunca sürekli olarak tahliye ve elektrik kesme tehditlerine maruz kaldı. Takvimler Ağustos 2024’ü gösterdiğinde ise ev sahibi, kiracının kirayı ödemediğini öne sürerek icra takibi başlattı.
Ev sahibinin eşi ise şaşırtıcı bir hamleyle “Ben kiraya veren değilim” diyerek hesaba yatırılan paraları iade etmek istedi ancak kiracı bu durumu kabul etmedi. İcra takibi ve tahliye tehdidi altında kalan kiracı, baskı nedeniyle fazladan 9 bin 822 TL ödeme yapmak zorunda kaldı. Kiracı, hukuki sınırları aşan bu süreç sonunda haksız yere ödediği paranın iadesi için yargıya başvurdu.
Yerel Mahkeme Reddetti, Adalet Bakanlığı Devreye Girdi
İlk Derece Mahkemesi, kiracının bu ödemeyi kendisine resmi ödeme emri tebliğ edilmeden ve hakkında kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadan “kendi rızasıyla” yaptığını savunarak davayı reddetti. Üstelik mahkeme, mağdur olan kiracıyı bir de ev sahibine 18 bin TL vekalet ücreti ödemeye mahkum etti.
Adalet Bakanlığı, hukuka ve hakkaniyete aykırı bulduğu bu kararı “kanun yararına bozma” talebiyle Yargıtay’a taşıdı.
Yargıtay Noktayı Koydu: Baskı Altında Ödenen Para İade Edilmelidir
Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığı’nın itirazını haklı bularak yerel mahkemenin kararını bozdu. Yüksek Mahkeme, verdiği emsal kararda şu önemli detaylara dikkat çekti:
- Hukuki Sebepsiz Zenginleşme: Davanın sadece kesinleşmiş bir icra tehdidi altında ödenen paranın geri alınması davası olmadığı; esasen kira ilişkisi kapsamında, hukuki hiçbir gerekçe olmaksızın fazladan tahsil edilen paranın iadesi davası olduğu vurgulandı.
- Vekalet Ücreti Hukuksuz Bulundu: Yerel mahkemenin kiracıya yüklediği 18 bin TL’lik vekalet ücretinin, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne tamamen aykırı olduğu belirtildi.
Bu kararla birlikte, ev sahiplerinin “tahliye ederim, elektriğini keserim” gibi baskı ve tehditlerle kiracılardan talep ettiği fahiş veya mükerrer (çift) ödemelerin, yargı yoluyla geri alınmasının önü tamamen açılmış oldu.












