8 Yılda 17 Katlık Devasa Artış
2018 yılının ilk çeyreğinde Türkiye genelinde 100 metrekarelik bir konutun ortalama fiyatı 283.940 TL seviyelerindeyken, 2026’nın aynı döneminde bu rakam 4.832.290 TL’ye ulaştı. Metrekare birim fiyatlarındaki bu 17 katlık artış, gayrimenkulün yatırım portföylerindeki sarsılmaz yerini bir kez daha kanıtladı.
Kira cephesinde ise durum daha çarpıcı. Aynı dönem aralığında Türkiye genelinde 100 metrekarelik bir evin ortalama kirası 1.111 TL’den 24.188 TL’ye fırladı. Megakent İstanbul’da ise ortalama kira bedeli 40.512 TL seviyesine çıkarak hanehalkı bütçesini zorlayan en büyük kalem haline geldi.
Yüksek Faize Rağmen Talep Neden Düşmüyor?
Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele kapsamında uyguladığı yüksek faiz politikası, geleneksel olarak konut talebini baskılaması beklenirken piyasada farklı bir dinamik işliyor. EVDS verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla konut satın alma eğilimi son yılların zirvesine yaklaştı.
Bu durumun temelinde iki ana faktör yatıyor:
- Güvenli Liman Algısı: Enflasyonist ortamda birikimlerini korumak isteyen yatırımcı, konutu en güvenli araç olarak görmeye devam ediyor.
- Kira Prangası: Astronomik seviyelere ulaşan kira bedelleri, vatandaşları “kira ödemek yerine taksit ödeme” formülüne zorluyor. Kira maliyetindeki artış, kredi faiz yükünü göze alınabilir bir risk haline getiriyor.
İpotekli Satışlar Durgun, Nakit Güçlü
Piyasadaki bu canlılığa rağmen, yüksek kredi maliyetleri ipotekli satışları (banka kredili alımlar) sınırlı seviyede tutuyor. Ancak toplam satış rakamlarının yüksek seyretmesi, piyasada nakit alımların ve alternatif finansman yöntemlerinin ağırlık kazandığını gösteriyor.
Türkiye konut piyasasında yaşanan bu tablo, barınma ihtiyacının ötesinde bir “finansal savunma mekanizması” halini aldı. Mevcut veriler, faizlerde yaşanacak olası bir gevşeme durumunda ertelenen talebin piyasayı çok daha agresif bir noktaya taşıyabileceğine işaret ediyor.














