Türkiye’de afet bilincini artırmak ve depremin maddi yıkımlarına karşı finansal kalkan oluşturmak amacıyla uygulanan Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) verileri güncellendi. Açıklanan son raporlara göre, Türkiye genelinde DASK kapsamındaki 20 milyonu aşkın konutun yalnızca 11,6 milyonu aşkın kısmında yürürlükte poliçe bulunuyor. Bu tablo, ülke genelindeki her 100 konuttan 42’sinin olası bir depreme karşı tamamen güvencesiz olduğunu gösteriyor.
Poliçeli Konut Arttı Ancak Sigortasız Sayı da Büyüdü
Son 6 yıllık dönem incelendiğinde, 2020 yılında yüzde 53,8 seviyesinde olan sigortalılık oranı yüzde 58 bandına kadar yükseldi. Ancak konut stokundaki hızlı genişleme sebebiyle, poliçe sayısındaki artışa rağmen güvencesiz yapı sayısındaki devasa tablo değişmedi. 2020’den bu yana sigortasız konut sayısı 233 bin adet daha artarak 8,4 milyon sınırını aştı.
“Deprem, Poliçenin Yenilenmesini Beklemiyor”
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, DASK’ın yalnızca tapu devri, konut kredisi kullanımı veya elektrik-su abonelikleri gibi zorunlu bürokratik işlemler sırasında hatırlandığına dikkat çekiyor.
Poliçelerin 1 yıl geçerlilik süresi olduğunu hatırlatan sektör temsilcileri; “Taşınmaz uzun süre el değiştirmediğinde ya da yeni bir abonelik açılmadığında sigorta yenilemeleri çoğu zaman göz ardı ediliyor. Deprem poliçenin yenilenmesini beklemez. Bu yüzden yalnızca ilk alımda değil, her yıl kesintisiz yenileme alışkanlığı edinilmelidir” uyarısında bulunuyor.
Bölgelere Göre DASK Dağılımı: Bilinç Depremden Sonra Artıyor
Açıklanan bölgesel istatistikler, yıkıcı afet deneyimlerinin sigorta yaptırma eğilimini doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Sigortalılık oranının en yüksek olduğu bölge Marmara olurken, Karadeniz Bölgesi listenin son sırasında yer aldı:
- Marmara Bölgesi: %65
- Doğu Anadolu Bölgesi: %64
- Güneydoğu Anadolu Bölgesi: %63
- Ege Bölgesi: %59
- Akdeniz Bölgesi: %59
- İç Anadolu Bölgesi: %51
- Karadeniz Bölgesi: %45
Önemli Hatırlatma: DASK “Sağlamlık Belgesi” Değildir
Uzmanlar, kamuoyunda sıklıkla yanlış anlaşılan bir noktaya da açıklık getiriyor: DASK, binanın depreme dayanıklı ya da sağlam olduğunu gösteren bir belge niteliği taşımıyor. Yalnızca deprem ve depremin tetiklediği yangın, infilak, tsunami veya yer kayması kaynaklı doğrudan bina hasarlarını poliçe limitleri dahilinde tazmin ediyor.
Eşya zararları, kira kaybı, enkaz kaldırma veya arsa payı gibi unsurların DASK kapsamında yer almadığı; tam kapsamlı bir koruma için DASK’a ek olarak özel konut sigortası yaptırılmasının önem taşıdığı vurgulanıyor. Ayrıca poliçe kesilirken beyan edilen metrekare, kat sayısı ve adres kodu gibi bilgilerin eksiksiz doldurulması olası hasar ödemelerinde hak kaybı yaşanmaması adına kritik rol oynuyor.












