“50 BİN LİRA MAAŞIN 30 BİNİ KİRAYA GİDİYOR”
Karaköy’de ev aramaya başlayan bir kiracı, merkeze yakın konumlarda yaşamanın mali açıdan imkânsızlaştığını net bir dille ifade ediyor. Yaklaşık 50 bin lira geliri olan kız arkadaşının 30 bin liralık kira bedelini ödemesi durumunda elinde geçinmek için yalnızca 20 bin lira kalacağını belirten kiracı, “İşe yakın bir ev bulmak kira nedeniyle imkânsız hale geldi” diyor.
Benzer bir durum Esenyurt’ta asgari ücretle ev arayan bir tekstil işçisi için de geçerli. 30 bin liranın altında kiralık ev bulmanın imkânsızlaştığını belirten işçi, barınma maliyetlerinin sadece kiradan ibaret olmadığını vurguluyor: Depozito, yüksek aidatlar, faturalar ve ulaşım giderleri birleştiğinde, merkeze uzak ama ucuz bir evde yaşamanın bedeli bu kez yolda harcanan zamanla ödeniyor.
TÜİK’in 2025 verileri de bu tabloyu istatistiksel olarak doğruluyor. Hanehalkı Tüketim Harcaması verilerine göre, toplam tüketim içinde konut ve kira harcamalarının payı %29,3’e, ulaşım ise %20,5’e ulaştı. En düşük gelir grubunda ise gelirin %38,7’si doğrudan konut ve kiraya gidiyor.
25 BİN LİRAYA GÜNEŞ GÖRMEYEN, RUTUBETLİ BODRUM KATLARI
Kira bütçesi düştükçe, evlerin fiziksel yaşam koşulları da hızla irtifa kaybediyor. İstanbul’da 25 bin lira seviyesindeki evlerin önemli bir bölümünün rutubetli, gün ışığı almayan ve bakım gerektiren giriş ya da bodrum katları olduğuna dikkat çekiliyor. Kiracılar, “İstanbul’da 25 bin liraya ancak günde iki-üç saat güneş gören evler bulabiliyorsunuz” sözleriyle fiziksel koşullardaki yetersizliği özetliyor.
TÜİK 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri de Türkiye genelinde nüfusun %28,8’inin sızdıran çatı, nemli duvar veya çürümüş pencere çerçevesi gibi sorunlarla yaşadığını, %27,9’unun ise yetersiz izolasyon nedeniyle ısınma problemi çektiğini ortaya koyuyor.
DEPREM KORKUSU VE ÇÜRÜMÜŞ TAVANLAR
Fiziksel olumsuzlukların yanında bir diğer büyük risk ise deprem güvenliği. Bütçesi kısıtlı olan kiracılar, güvenli yeni binalar ile bütçelerine uygun eski yapılar arasında tehlikeli bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Taşınmadan önce tavanı çürüdüğü için büyük bir tadilattan geçen bir evi örnek gösteren bir kiracı, “Neredeyse bütün tavanı indirdiler. Şimdi böyle bir evde oturmak zorundalar. Olası bir depremde ne olacağı tamamen belirsiz” diyerek yaşanan tedirginliği dile getiriyor.
DÖNÜŞEN DAİRELER: 3+1’DEN BÖLÜNEN 1+1’LER VE AİLELERİN ÇARESİZLİĞİ
Ev sahipleri ve müteahhitler, daha yüksek gelir elde edebilmek adına büyük daireleri bölerek küçük metrekareli konutlara dönüştürüyor. Yaşanan bu dönüşüm bir yandan tek başına yaşayanlar için erişilebilir bir seçenek gibi görünse de geniş aileleri vuruyor.
Örneğin, önceden 3+1 olan bir dairenin iki ayrı 1+1’e dönüştürülmesiyle altyapı sorunları baş gösteriyor; aboneliklerde ve doğalgaz bağlatma süreçlerinde ciddi aksamalar yaşanıyor. Diğer yandan, piyasada 1+1 daire sayısının artması geniş ailelerin sığabileceği uygun fiyatlı 3+1 ev bulmasını neredeyse imkânsız kılıyor. TÜİK verilerine göre geniş ailelerin %27,1’i yoksulluk sınırının altında yaşarken, Türkiye genelindeki kiracı oranı %27 olarak kaydediliyor.
Ancak yüksek kiralar karşısında bu bölünmüş küçük evler bile bazen tek çare olabiliyor. Annelerinin bölünen bir 1+1 daireye taşınmak zorunda kaldığını anlatan kiracı, “Ev bölünmeseydi biz o evi de bulamazdık, maddi olarak gücümüz yetmezdi” diyerek çelişkili durumu göz önüne seriyor.
PAYLAŞIMLI EVDE YALNIZCA KİRA DEĞİL, HAYAT DA BÖLÜNÜYOR
Kira yükünü hafifletmek isteyenler paylaşımlı evlere veya oda kiralamaya yöneliyor. Fakat 1+1 gibi zaten dar olan alanlarda iki kişinin yaşaması, evi bir yaşam alanı olmaktan çıkarıyor. Mutfak, banyo ve salon gibi ortak alanların kullanımı, faturaların paylaşımı ve farklı yaşam tarzları günlük hayatta yeni kriz alanları yaratıyor. Kiracılar artık sadece “Nerede oturacağım?” sorusuna değil, “Kiminle oturacağım, işe nasıl gideceğim, ev güvenli mi?” sorularına da yanıt aramak zorunda kalıyor.
SAHTE İLAN VE KAPORA TUZAĞI
Zaman darlığı ve kısıtlı seçenekler arasında sıkışan kiracıların karşılaştığı bir diğer tehdit ise dolandırıcılık. Fatih’te ev ararken şehir dışında olduğunu iddia eden ve kaporayı aldıktan sonra ortadan kaybolan ev sahipleri nedeniyle mağdur olan kiracılar, konuyu yargıya taşımak zorunda kalıyor. Taşınmak için kısıtlı süresi olan çalışan ve öğrenciler, panikle hareket ettiklerinde dolandırıcıların açık hedefi haline geliyor.
BÜTÇEDEN DEĞİL ZAMANDAN VE GÜVENLİKTEN TAVİZ
İstanbul’da kiralık ev arama süreci, yalnızca bir kira tutarını kabul etmekle bitmiyor. Şehirde yaşayanlar işine yakın olmak istediğinde yüksek kiralara yenik düşüyor; merkeze uzaklaştığında ise ömrünün büyük kısmını yollarda harcıyor. En nihayetinde kiracılar ucuz evi seçtiğinde rutubetten, gün ışığından, yaşam alanından ve en önemlisi deprem güvenliğinden taviz vermek zorunda kalıyor.












