Merhabalar, iyi pazarlar.
Dale Carnegie’nin kült eseri “Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı” isimli eserini incelediğimiz ve özetlediğimiz üçüncü yazıya hoş geldiniz.
“İNSANLARIN SİZİNLE FİKİR BİRLİĞİNE VARMALARINI NASIL SAĞLARSINIZ?” başlıklı bu bölümde on iki prensip bulunuyor. İzninizle, bu yazıda ilk altı prensibi kısaca ve hızlıca özetleyelim.
İlk prensip “TARIŞMA KAZANILMAZ.”
Bir tartışmadan en iyi sonuç almanın tek yolunun bulunduğunu ve bunun da tartışmaktan kaçınmak olduğunu belirtiyor yazar ve ekliyor “Hiçbir tartışmayı kazanamazsınız, çünkü kazansanız da kaybetseniz de bir şeyleri kaybetmişsinizdir.”
Bir anlaşmazlığın tartışmaya dönüşmemesi için yapılabilecek 9 adımı, bir kitaptan şu şekilde alıntılıyor: Anlaşmazlıkları olumlu karşılayın, içgüdüsel sanınıza güvenmeyin, kendinize hakim olun, önce dinleyin, bir anlaşma noktası bulmaya çalışın, dürüst olun, rakibinizin fikirlerini düşüneceğinize söz verin, gösterdiği ilgiden dolayı rakibinize teşekkür edin ve her iki tarafa problem üzerine düşünecek zaman tanımak için eylemlerinizi erteleyin.
Bölümün ikinci prensibi “BAŞKALARININ GÖRÜŞLERİNE SAYGI DUYUN VE ASLA ‘YANILIYORSUN’ DEMEYİN!”
Bir kişi ile inatlaştığımızda fikirlerini kolay kolay değiştiremeyeceğimizi, sadece o kişiyi inciteceğimizi belirterek başlar, bu alt bölüm.
İnsanların tüm fikirlerini dinlemenin çok önemli olduğuna ve ilişkilerde diplomatça bir tarzla davranmanın düşünülenin aksine rekabette büyük avantaj sağlayacağına değinir.
Daha önceki bölümlerde de söylediği gibi çok az insanın mantıklı ve rasyonel olduğunu; çoğumuzun önyargıları bulunduğunu ve kuşku, korku, imrenme, kıskançlık, onur gibi duyguların kölesi olduğumuzu hatırlatır ve ekler “Çok az kişi kendisinin hatalı duruma düşmesinden ya da kendisine bunun söylenmesinden hoşlanır.”
Dolayısıyla başkalarının söyledikleri karşısındaki ilk tepkimizin onları yargılamaya değil anlamaya dönük olması gerektiğini salık verir ve son olarak şu notu düşer “Alaycı ve iğneleyici sözlerle bir yere varılamaz!”
Üçüncü değerli prensip “EĞER HATALIYSANIZ HEMEN VE İÇTENLİKLE BUNU KABUL EDİN.” şeklindedir.
“Eğer bir şekilde hatamızın konuşulacağını hatta azarlanma ihtimalimiz olabileceğini biliyorsak, bunun önünü karşı tarafın yapmasını beklemeden kendi kendimizi suçlayarak alsak daha iyi olmaz mı?” diye soruyor yazar.
Bir insanın hatasını kabul edebilecek cesarete sahip olması ona büyük bir tatmin sağlar ve birçok budalanın kendi hatasını savunmaya çalıştığını aslında hatayı kabul etmenin kişiye soyluluk ve asalet kazandırdığını belirtir.
Gelelim “DAİMA DOSTÇA YAKLAŞIN” başlıklı dördüncü prensibe…
Başkalarını zorla bizim gibi düşünmeye yönlendiremeyeceğimizi ancak dostça ve yumuşak bir tarzla konuşursak büyük bir olasılıkla onları ılımlı bir yaklaşımla bu değişikliğe kanalize edebileceğimizi belirtir.
Eserde daha önce birkaç kez vurguladığı gibi “beğenide içten, övgüde cömert” olmanın her kapıyı açma ihtimali olduğunu hatırlatır.
İlk yazılı eserlerde bundan 2.600 yıl önce insan doğası üzerine yazılanların günümüzde de hala tartışmasız bir şekilde geçeli olduğunu; nezaket, dostça yaklaşım ve insanın değerini bilmenin kişilerin düşüncelerini değiştirmelerini sağlamak açısından en güçlü yöntemler olduğunu söyler.
Beşinci prensip: “KARŞINIZDAKİNE ‘EVET, EVET!’ DEDİRTİN”
İnsanlarla konuşurken, farklı görüşte olduğumuz konulardan başlamamamızı; fikir birliğinde olduğumuz noktaları vurgulayarak ve bir süre bunları sürdürerek diyaloğu ilerletmemizi önerir.
Küçük ya da büyük fark etmeksizin, karşımızdaki kişiye söylediklerimizin onaylatılmasının ve bazı konularda benzer bakış açılarında olduğumuzun hissettirilmesinin, farklı düşüncelerimizi konuşacağımız zaman daha ılımlı bir ortam sağlayacağının altını çizer.
Bu yazıda inceleyeceğimiz bu bölümün altıncı prensibi ise şudur: “BIRAKIN KARŞINIZDAKİ KİŞİ DAHA ÇOK KONUŞSUN!”
Karşımızdakilerle iletişimimizin sanılanın aksine biz konuştuğumuzda değil, onlar konuştuğunda ve hatta mümkün olduğu kadar çok konuştuklarında geliştiğini aktarır.
Yine daha önce birkaç kez tekrar ettiği gibi iyi bir dinleyici olmanın karşımızdaki kişide bizim için iyi ve sıcak hisler oluşturacağını belirtir.
Herkesin geçmişte verdiği mücadelelerden ve elde ettiği başarılardan konuşmaktan keyif alacağını, bizim başarılarımızı dinlemektense insanların kendilerinden söz etmekten hoşlanacaklarını ve insanlardan üstün olduğumuzu kanıtlamak yerine sohbette de oyunda da genel anlamda ilişkilerde de dost kazanmak isteyen bir kişinin karşısındakinin üstünlüğüne izin vermesinin işi çok kolaylaştıracağını vurgular.
Bizlere sunulan prensipler eşliğinde insanlarda olumlu izlenimler yaratmanın hedeflerimize ulaşmadaki gücüne teslim olduğumuz günler dilerim.
Haftaya kaldığımız yerden devam etmek üzere…












